Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/18452 E. 2013/17908 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18452
KARAR NO : 2013/17908
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Dava dilekçesinde, davacının babasının … olmayıp … olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının annesi…’nın, …’dan boşanıp bir süre gayriresmi birlikte yaşadığı davalı … ile evlendiğini, bu evlilik öncesi ilişkiden davacının doğduğunu, davacının kayden babası görünen davalı …’ın davacının gerçek babası olmadığını, bu durumu davacının yeni öğrendiğini, birleşen dava dilekçesinde de aynı şekilde davacının gerçek babasının … olduğunu ileri sürerek soybağının reddine ve babalığın tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece davaların kabulüne karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 293. maddesinde; ” Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olmasını engellemez.”, 294. maddesinde: “Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet Savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması halinde itiraz hakkına sahiptir. Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.”, aynı Yasanın 300. maddesinde ise; “Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki süreler geçtiği halde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.”, 295. maddesinde; “Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda; davacı vekili, davacının annesi…’nın, …’dan boşandıktan sonra, bir süre gayriresmi birlikte yaşadığı davalı … ile evlendiğini, bu evlilik öncesi ilişkiden davacının olduğunu, davacının kayden babası görünen davalı …’ın gerçek babası olmadığını, davacının gerçek babasının … olduğunu ileri sürerek soybağının reddi ile babalığın tespitini istemiş, mahkemece soybağının reddi ile babalık davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 05.01.1983 tarihinde doğduğu, nüfusa 05.01.1990 tarihinde tescil edildiği, davacının annesi…’nın 13.01.1975 tarihinde … ile evlendiği ve 20.01.1981 tarihinde boşandığı, bir süre davalı … ile evlilik dışı olarak birlikte yaşadıktan sonra 03.01.1990 tarihinde onunla evlendiği, anne… ile davalı …’ın evlilik öncesi ilişkilerinden olduğuna dair ortak bildirimleri üzerine davacının nüfusa tescil edildiği, davacının doğum tarihinde anne…’nın resmi bir evlilik kaydının bulunmadığı, …’ın 13.07.1999 tarihinde öldüğü, tanık beyanlarına göre davacının, …’ın cenazesinde gerçek babasının kim olduğunu öğrendiği, davacının gerçek durumunu öğrenme tarihi ve ergin olduğu tarih dikkate alındığında yasada öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu duruma göre; dava, soybağının reddi değil, Türk Medeni Kanununun 294. maddesine dayanan sonradan evlenmeyle kurulan soybağına itiraz, birleşen dava ise babalığın tespiti niteliğindedir. Davacı ile davalı … arasındaki soybağı, davacının annesi… ile davalı …’ın sonradan evlenmesiyle kurulmuş olup, bu şekilde kurulan soybağına itiraz davası açılabilmesi için yasada öngörülen hak düşürücü süre geçmiştir. Sonradan evlenmeyle kurulan soybağı da iptal edilmemiştir. Öyleyse yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle sonradan evlenmeyle kurulan soybağına itiraz davasının reddine, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa babalık davası dinlenemeyeceği ve nüfusta kayden baba olarak görünen davalı … ile davacı arasındaki soybağı ilişkisi ortadan kalkmadığı dikkate alındığında babalık davasının şartları da oluşmadığından bu davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davaların kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.