Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/9381 E. 2011/9561 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9381
KARAR NO : 2011/9561
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandığına göre belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, %6 oranına göre kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru değil ise de bu husus temyiz edenin sıfatı nedeniyle bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede
2011/9381-9561
münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.
Somut olayda, taşınmaz üzerindeki elma ağaçlarının taşınmaza kapama elma bahçesi niteliği verdiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak ağaç başına verim hesabı yanıltıcı olabileceği gibi sağlıklı bir şekilde Yargıtay denetimi de mümkün olmayacaktır. Dava konusu taşınmazın kapama elma bahçesi olarak değerinin tespitinde yukarıda açıklandığı üzere değerlendirme tarihi itibariyle elma ürününün dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kilogram başına ortalama satış fiyatı esas alınması gerekirken ağaç başına verim miktarının taşınmazın bir dekarında bulunması gereken ağaç sayısı ile çarpılması suretiyle değeri belirleyen bilirkişi kurulu raporuna itibarla hüküm kurulmuş olması,
2- Nohutun 2007 yılı İlçe Tarım Müdürlüğü verilerine uygun olarak fiyatının tespit edilmemiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda sözü edilen bozma sebepleri doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, alınan bu ek raporun bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra oluşacak sonuç doğrultusunda ve davacı idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.