Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14188 E. 2021/9473 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14188
KARAR NO : 2021/9473
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yerel mahkemece verilen, gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 10/04/2019 gün ve 2016/14159 – 2019/4543 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; davalılar arasında yapılan taşınmaz satışına ilişkin işlemin, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek yapılan tasarrufun iptali ile davaya konu icra dosyası yönünden cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında “Dava konusu 454 parsel sayılı bahçeli kargir fabrika binası niteliğindeki taşınmaz üzerinde 2 Trilyon (2 Milyon) TL tutarındaki ipotek bedeli ile birlikte 600.000,00 TL bedelle borçlu davalılar … ve… ile dava dışı … tarafından davalı …’a satıldığını, taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 4.000.280,00 TL olduğunu, ipotek bedeli dahil edilmediği takdirde ivazlar arasında bir mislini aşan fark bulunduğu, taşınmazı satın alan davalı … ipotek bedelini çekle ödediğini savunarak buna ilişkin keşide edilen çek sureti dosyaya ibraz etmiş ise de dosyadaki suretten çekin kim tarafından keşide edilip ödendiğinin anlaşılamadığı, İİK’nın 280/son maddesindeki karine ile ilgili taraflardan delillerinin istenilmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 10/04/2019 gün ve 2016/14159-2019/4543 sayılı ilamıyla da hükmün onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyanın yeniden yapılan incelemesinde;
1- Dava, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; taşınmazın ipotekle beraber 600.000,00 TL bedelle satıldığı, davalı …’un taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelini de ipotek alacaklısına ödediği, satış bedeli ile bilirkişilerin tespit ettiği bedel arasında bir misli fark bulunmadığı, davalı …’un bu taşınmazı üzerindeki fabrika binası ile birlikte satın aldığı ancak ticari işletmeyi devralmadığı, taşınmazı aldıktan sonra yine üzerindeki fabrika binasıyla birlikte davalı-borçlu şirkete kiraladığı, kira borcunu ödememesi nedeniyle tahliye ettirdiği ve fabrikanın fiilen davalı şirketin borçlarından dolayı haczedilerek boşaltıldığından bahisle davalı … hakkında İİK.280/III.md.si uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır.
İİK’nın 280/son fıkrasında; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz fabrika binası olup, borçlu şirket tarafından …’a satıldıktan sonra 3. kişi … tarafından borçlu şirkete kiralanmıştır. Başka bir anlatımla borçlu şirket, 3. kişiye satmış olduğu faaliyet adresinde faaliyetine devam etmiştir. Mahkemece yapılan emniyet araştırmasında ise taşınmazın satış tarihinde 04/05/2005 tarihinde fabrika binası olarak faaliyet göstermekte iken fabrikadaki malların maliyece hacizle satıldığı, 03/11/2011 tarihinden itibaren ise … Porselen Showroomu olarak kiralandığı belirtilmiştir.
Bu halde, davalı …’un borçlu şirketin mali durumunu bilebilecek kişilerden olması, aralarında yapılan devrin ise işyeri devri niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, İİK’nın 280/son da belirtilen devir için gerekli ilan ve bildirimlerinin yapıldığı iddia ve ispat olunmadığından davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetli olmayıp, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı … vekilinin vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 10/04/2019 gün ve 2016/14159 – 2019/4543 sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, tashihi karar peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 30/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.