Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/7648 E. 2011/9532 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7648
KARAR NO : 2011/9532
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucu alınan bilirkişi kurulu raporu hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Taşınmazın, İdare Mahkemesince iptal edildiği bildirilen nazım imar planından önceki dönemde imar planı içinde olup olmadığı, imar planı içinde ise tarihi, ölçeği ve türü (nazım-uygulama), belediye ve diğer altyapı hizmetlerinden, (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma gibi) yararlanma durumu, etrafının meskun olup olmadığı, nazım imar planı içinde ise bu plandaki konumu, hangi amaçla plan kapsamına alındığı, yerleşim merkezine mesafesi, beldenin gelişme istikametinde olup olmadığı hususlarının Belediye Başkanlığından sorularak alınacak cevap yazılarına göre arsa niteliğinde olup olmadığının saptanması gerektiği düşünülmeden, arsa niteliğine göre değerlendirme yapılan raporun hükme esas alınması,
2-Kamulaştırılan taşınmazın zemini üzerinde yer aldığı saptanan ağaçların rayiç değerleri üzerinden bedel belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Kamulaştırmadan arta kalan 17,21 m² yüzölçümündeki kısımda oluşması mutlak olan değer düşüklüğünün hesaplanarak kamulaştırma bedeline eklenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
4-Taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise;
a)Bilirkişi kurulu tarafından somut emsal alınan 5483 ada 6 parsel sayılı taşınmazın satış tarihini, satış bedelini ve taraflarını gösteren tapu kayıt örneğinin Tapu Müdürlüğünden getirtilerek raporun denetlenmemiş olması,
b)Emsal alınan 5483 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 20.12.2000 tarihinden önce, davaya konu 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 04.06.2010 tarihinden önce yapılan bir imar düzenleme çalışması sonucunda oluşmuş parseller olup olmadıklarının Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak dava konusu taşınmazın kadastro, emsalin ise imar parseli olduğu anlaşıldığı takdirde dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Yasasının 18. maddesinin 2. fıkrası gözetilerek düzenleme ortaklık payına karşılık bir indirim yapılması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
2011/7648-9532
c) 2942 sayılı Yasa’nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği emlak vergi değerlerini de dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Buna göre emsal alınan 5483 ada 6 ve davaya konu 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazların 2010 yılı emlak vergisine esas asgari arsa m² değerlerinin ilgili Belediye Başkanlığından getirtilerek karşılaştırılması ve değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin giderilmiş olması gerektiğinin düşünülmemesi,
5-13.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı … Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 22.maddesinin (1) nolu bendi “Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir” hükmünü ve aynı Kanunun Geçici 1. maddesinin (5) nolu bendi ise “Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanun’un Geçici 12. maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir” hükmünü içermekte olup, bu yasal düzenlemeye göre kamulaştırılan taşınmazın davacı … adına tesciline karar verilmesi gerekirken, Hazine adına tesciline hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.