Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1813 E. 2021/10773 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1813
KARAR NO : 2021/10773
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı idarenin dava dışı kamu borçlusu … hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptığını, takip sırasında davalı idare tarafından haczedilen taşınmazı, öncesinde borçludan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile aldığını, mahkeme kararı ile paylı mülkiyete konu taşınmazın paraya çevrilerek satıldığını, hissesine düşen 8.986,99 TL’nin davalı idareye ödendiğini belirterek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarih, 2018/1422 Esas 2019/12403 Karar sayılı ilamı ile, davacı 3. kişi ve borçlu arasında yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 30.04.2001 tarihinde tapuya şerh edildiği, davalı alacaklının haczinin ise 04.07.2005 tarihinde tapuya işlendiği, taşınmaz üzerindeki elbirliği ile mülkiyetin, mahkeme kararı ile 11.11.2004 tarihinde paylı mülkiyete çevrildiği ve kararın 17.02.2005 tarihinde kesinleşerek, borçlu hissesine düşen 8.986,99 TL’ nin davalı idareye ödendiği, davacının dayandığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin, şahsi hak doğuran bir sözleşme olmakla birlikte, tapuya şerh verilmesi halinde kuvvetlendirlmiş şahsi hak niteliğini kazandığı ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülme hakkını sahibine verdiği, davalı idarenin haciz şerhi konulurken bu hakkın varlığından haberdar olduğu, dava konusu taşınmaz satılmamış olsa bile, davacı alacaklının hakkı önce doğduğundan bu hakka dayalı olarak açacağı istihkak davası ile haczin kaldırılmasını sağlayabileceği, ancak dava konusu taşınmaz paydaşlığın giderilmesi yolu ile paraya çevrilmiş olduğundan, böyle bir hakkını kullanma imkanı olmadığından, satış bedelini haksız olarak tahsil etmiş olan davalı idareden talep etme hakkına sahip olacağından, mahkemece 8.986,99 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı Yasadan kaynaklanan istirdat davasına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmaya uygun olarak karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-492 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre davalı idare harçtan muaftır. Davacı davayı kazanmış olduğundan davalı idare de 492 sayılı Kanun’un 13. maddesi gereğince harçtan sorumlu olmayacaklarından, davalı idare aleyhine harç giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itrazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 2. bendinin silinerek yerine “davacının başlangıçta yatırdığı , 480.00 TL harcın talep halinde davacıya iadesine” ibaresinin yazılmasına 4. bendin silinerek yerine 4. bent olarak “Davacının yaptığı, tebligat ve yazışma giderleri 172 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.