YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3726
KARAR NO : 2012/23315
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 01/10/2008 – 30/09/2009 tarihleri arasında yatırdığı primlerin isteğe bağlı SSK primi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, davacının 1.10.2008-30.9.2009 tarihleri arasında yatırdığı isteğe bağlı sigorta primlerinin SSK kapsamında değerlendilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın, SSK’ya tabi isteğe bağlı sigortalıların, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yatırdıkları primlerin … sigortalılığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç hatalı olmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 6.10.1989-29.12.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigorta kaydının, 1.10.2008 tarihinden itibaren ise isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, 1980-30.4.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaları ile 1.6.2007 tarihinden 2009/8. ayına kadar 506 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigorta prim ödemelerinin bulunduğu, davacının 9.10.2009 tarihinde 506 sayılı Yasanın geçici 81/a maddesi uyarınca yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmet birliştirmesi yapıldığı ve 5510 sayılı Yasanın 50 ve 51. maddeleri uyarınca yasanın yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihinden itibaren SSK’ya yapılan isteğe bağlı sigorta primlerinin … kapsamında değerlendirileceğinden ve bu nedenle son 7 yıllık hizmet süresinin SSK Kurumunda geçmemesi nedeni ile aylık talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 50 ve 51. maddesi oluşturmaktadır. 5510 sayılı Yasanın 50. maddesi isteğe bağlı sigortalılık müessesesini düzenlemektedir. Maddeye göre isteğe bağlı sigortalılık; kişilerin isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tabi olmalarını sağlayan sigortadır. Aynı Yasanın 51/son maddesi ise; isteğe bağlı sigortalılık 5510 sayılı Yasanını 4/b maddesi kapsamında sigortalı olarak kabul edileceği düzenlenmektedir. Yasanın 4/b maddesinde düzenlenen sigortalılık ise eski … sigortalılığının devamı niteliğindeki sigortalılık türüdür.
5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihinden sonra 1479,506,2926,2925 sayılı Yasalara göre isteğe bağlı sigortalılık mümkün değildir. 5510 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan bu Kanunlara göre, isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edilmiş olanlar bakımından sigortalılığın eski mevzuata göre devam edeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce tescil edilmiş olsalar bile, 1.10.2008 tarihinden itibaren sadece 5510 sayılı Yasa hükümlerine göre isteğe bağlı sigortalı olarak devam edebileceklerdir. 5510 sayılı Yasanın geçici 2/son maddesine göre; ” Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak Kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…” hükmü yer almaktadır. Bu durumda, 5510 sayılı Yasanını yürürlük tarihinden önce 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalı olanlardan, son yedi yılın yarısı olan 1260 gün süreyi tamamlayamamış olanların artık bu süreyi 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalı olarak tamamlamaları mümkün değildir. Ancak zorunlu sigortalı olarak 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre hizmet akdi ile çalışarak bu süreyi tamamlayabilir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddi yerine yazılı şetkilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.