Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/5597 E. 2011/568 K. 04.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5597
KARAR NO : 2011/568
KARAR TARİHİ : 04.02.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 216 ada 105 parsel sayılı 458,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde adına tespit edilen 216 ada 105 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin köy boşluğu olarak tespit harici bırakılan taşınmazda kaldığı iddiasına dayanarak ve Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet yönünden reddine, çekişmeli 216 ada 105 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı olarak gösterilen Kadastro Müdürlüğü’nün taraf sıfatının bulunmadığı kabul edilmek suretiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ise de değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı, adına tespit edilen 216 ada 105 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin köy boşluğu olarak tesçil harici bırakılan taşınmazda kaldığı iddiasına dayanmaktadır. Kadastro tespiti sırasında çekişmeli yer hakkında tutanak düzenlenmeyerek yol olarak tesçil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 25. maddesine göre, Kadastro Mahkemesinin görevi, hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlarla sınırlı olup, tutanak düzenlenmeyen yerler hakkında açılacak davalar genel mahkemelerin görevine girmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, re’sen göz önüne alınması gerektiği gibi husumet konusunun da görevli mahkemece nazara alınması gerekir. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.