YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14280
KARAR NO : 2010/7087
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların iştirak halinde malik oldukları taşınmazı 4.6.1998 tarihinde tapudan satın aldığını, taşınmaz üzerine ev yapıp ağaçlar diktiğini, kullandığı sırada orman muhafaza memurlarının uyarısı üzerine yaptığı araştırmada, taşınmazın kendisine satılmadan orman idaresince davalılar aleyhine açılan dava sonunda orman arazisi olarak hazine adına tesciline karar verildiğini, kesinleşen mahkeme kararının henüz tapuya işlenmediğini ve davalıların bu durumdan faydalanarak taşınmazı kendisine sattıklarını tespit ettiğini, davalıların taşınmazın ve ağaçların dava tarihindeki değeri ile meyve ağaçlarının gelirini ödemekle yükümlü olduklarını ileri sürerek faydası saklı kalmak üzere 10.000 TL’nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, taşınmazı daha önce dava dışı … ‘e sattıklarını, … …’ın taşınmazı davacıya satması nedeniylede 4.6.1998 tarihinde tapu devrini yaptıklarını, davacıdan bedel almadıklarını, kesinleşen mahkeme kararının tapuya işlenmemesinden sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taşınmazın davacıya satışı esnasında kesinleşen mahkeme kararının tapuda görülmediğini, mahkeme kararının bu aşamadan sonra tapuda davacı aleyhine infazının mümkün olmadığı, ilgili kurumca ancak davacı aleyhine tapu iptal tescil davacı açılabileceği, davacının mevcut haliyle davalılardan talep edebileceği muaccel zararının bulunmadığı ve dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 4.6.1998 tarihinde tapuda düzenlenen resmi
2009/14280-2010/7087
senette 265 parsel numaralı ve 8199 m2 miktarlı taşınmazı davalılardan satın alarak bedelin ödediği anlaşılmaktadır. Davalılar her ne kadar davacının taşınmazı dava dışı … ‘den satın aldığını savunmuş iselerde, resmi nitelik taşıyan tapu kayıtlarına karşı bu savunmalarını ispat edememişlerdir. Davaya davalılarca satışı yapılan 265 parsel numaralı taşınmazın 3000 m2 lik kısmının orman idaresi tarafından 4.7.1988 tarihinde davalılar aleyhine açılan dava sonunda orman arazisi olarak hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın temyiz edilmeyerek 1992 yılında kesinleştiği sabittir. Taşınmazın 8199 m2 olarak davacıya satışı anında kesinleşmiş mahkeme kararının tapuda görülemediği ve satış anında davalılar adına kayıtlı olduğu hususuda ihtilafsızdır. Hemen belirtmek gerekirki kesinleşmiş mahkeme kararını öğrenen davacının orman olarak tespit edilen kısmı kullanması suç teşkil edebileceği gibi bu durum davacının mülkiyet hakkınıda kısıtlar nitelikte olup, tasarrufta bulunmasına engel olacak bir durum oluşturmaktadır. Öte yandan orman idaresince her zaman davacı aleyhine dava açılarak 3000 m2 miktarlı kısmın davacı adına olan kaydının iptalide mümkün bulunmaktadır. Hal böyle olunca davacının eldeki bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece yapılacak …, Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/372 esas sayılı ve 10.9.1991 tarihli ilamında yer alan 3000 m2 miktarlı kısmın davacı adına olan kaydının iptali ile davacının davadaki taleplerinin değerlendirilmesidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözeterek, davacı adına olan taşınmazın az yukarıda anılan mahkeme kararında belirtilen 3000 m2 lik kısmının kaydının iptaline karar vererek davadaki telepleri değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.