Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3447 E. 2011/1146 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3447
KARAR NO : 2011/1146
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: “Davacıların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile getirtilerek yöntemince mahalline uygulanması, uygulamada komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve dayanaklarını oluşturan kayıtlarından yararlanılması, kayıt kapsamlarının yöntemince belirlenmesi; dayanak kayıtların başka taşınmazlara uygulanıp uygulanmadıkları araştırılarak, uygulanmışlarsa ilgili taşınmazların kadastro tutanağı örnekleri ve kadastro sonucu oluşmuş tapu kayıtlarının getirtilerek uygulamada yararlanılması; davacılar adına vergi kayıtları olup olmadığı araştırılarak, varsa getirtilerek uygulanması; koşullarının oluşması halinde kayıt miktarlarına ek olarak kayıt ve belgesizden 100 dönüm taşınmaz edinebileceklerinin düşünülmesi; tarafları ve dayanakları aynı olan 125 ada 61, 62, 63, 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilecek kararların birbirlerini etkileyecek olması nedeniyle davaların birleştirilerek görülmesi gereğinin düşünülmesi” gereğine değinilmiştir. … ve müşterekleri vekili tarafından 11.12.1989 tarihli dilekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesinde … …., …, … ve … ….. ile …, … ve … ….. davalı gösterilmek suretiyle irsen intikal ve tapu kayıtlarına dayanılarak açılan elatmanın önlenmesi davası, görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece bozma ilamlarına uyularak ve tüm dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacılar … ve … ile … …..’ın davalarının kısmen kabulü ile çekişmeli 125 ada 63, 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazların ve çekişmeli 61 parsel sayılı taşınmazın 27.05.2008 tarihli uzman bilirkişiler raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün eşit paylarla … ve … ile … ….. adlarına tesciline, 62 parsel sayılı taşınmaz ile 61 parsel sayılı taşınmazın 27.05.2008 tarihli uzman bilirkişiler raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına, davacılar … ve müşterekleri tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davacı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 125 ada 61, 62, 63, 64 ve 65 sayılı taşınmazlar hakkındaki 16.9.1993 tarihli bozma ilamlarına uyularak, bozma ilamlarına konu dava dosyaları ile … ve müşterekleri tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine açılıp Kadastro Mahkemesine devredilen dava dosyası birleştirildikten sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli 125 ada 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazlar ortamalı mera olarak sınırlandırılarak; çekişmeli 125 ada 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazlar 125 ada 21 parsele uygulanan kayıtlarının miktar fazlası olmaları; 125 ada 65 parsel sayılı kayısı bahçesi niteliğindeki taşınmaz ise belgesiz olarak edinilen 100 dönümlük miktarın fazlası olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve … ile … ….. tarafından 125 ada 21 parsel sayılı taşınmaza uygulanan kayıtlar yanında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanılarak dava açılmıştır. Davacıların dayanağını oluşturan bu tapu kayıtlarının değişebilir snırlı oldukları ve sınırları itibariyle zemine uygulanamadıkları 125 ada 21, 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanakların edinme sebeplerinde vurgulanmıştır. Bu davacılar yanında, tespit günlerinden sonra ama askı ilan sürelerinden önce, 11.12.1989 tarihli dava dilekçesi ile … ve müşterekleri vekili tarafından … ve … ile … ….. yanında … Berktaş ve müştereklerine husumet yöneltilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve işbu dava dosyası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve daha sonra işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece, … ve müşterekleri tarafından açılan birleşen davaya konu taşınmazların 125 ada 18, 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar olduğu kabul edilip, davanın reddine karar verildiği halde, davaya konu taşınmazlar yönünden hüküm kurulmamıştır. Davacılar … ve müşterekleri tarafından açılan davanın Kadastro Mahkemesine devrine ilişkin kararda, 125 ada 20, 21, 31, 37 ve 60 parsel sayılı taşınmazların da dava konusu olduğu belirtilmiştir. Bu davacılar tarafından, askı ilan tarihlerinden önce dava açılmış olması nedeniyle, davaya konu taşınmazlar yönünden kadastro tespitlerinin kesinleştiği kabul edilemez. Davaya konu olan taşınmazlara ait tutanak asıllarının dosya içine getirtilerek yargılama yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması zorunludur. Bu nedenle birleşen … ve müşterekleri tarafından açılmış davaya konu taşınmazların hangi taşınmazlar olduğu belirlenerek tutanak asılları dosya içine getirtilip, tespit malikleri veya taşınmazları onlardan satın alanlar davaya dahil edilmek suretiyle husumet yaygınlaştırılmalı, bu taşınmazlardan 125 ada 21 parsel sayılı taşınmaz da dahil olmak üzere davaya konu olduğu belirlenecek tüm taşınmazlarla ilgili tespitlerin hükmen kesinleşmiş olması halinde, taraf olmadıkları ilamların davacılar ….. ve müştereklerini bağlamayacağı ve dava açtıkları tarih itibariyle yapılan kesinleştirmenin hükmen de olsa bu davacılar yönünden hüküm ifade etmeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Davacılar … ve müştereklerinin dayanaklarını oluşturan tapu kayıtları ile davacılar …, … ve … Yıldırım tarafından dayanılan tapu kayıtları aynı kök kayıtlardan gelmekte olup, gerek 125 ada 21, 63 ve 64 parsellere ait kadastro tutanaklarının edinme sebebindeki açıklamalarda, gerekse dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında önceki hissedarlar arasında 1940 yılında yapılan bir taksim bulunduğu ve bu taksime göre davalılar …ve müşterekleri tarafından kullanılan yerlerin kendilerine bırakıldığı bildirilmiş ise de, tapu kayıtlarında sonraki tarihli tedavüller olduğu gibi, dosya içinde de sonraki tarihli satış senetleri bulunmaktadır. Bu durumda; öncelikle mahallinde 3 kişilik, yaşlı, tarafsız, taşınmazların bulunduğu yerleri iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak, davacıların dayandıkları tapu kayıtları tek tek mevkileri ve sınırları okunmak suretiyle uygulanmalı, bilirkişilerden okunan sınırları zeminde göstermeleri istenmeli, gösterilemeyen sınırlar yönünden davacılara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri komşu taşınmazlara ait tutanak ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, böylelikle değişebilir sınırları tapu kayıtlarının her birinin kapsamı sabit sınırlardan başlanmak suretiyle ayrı ayrı miktarlarına göre belirlenmelidir. Bundan sonra bu davanın tarafları olan kişiler ile O’nların bayileri arasındaki geçmiş dönemdeki tüm akdi ve irsi ilişkiler özellikle aralarında varsa taksim ve pay satışları veya kira ilişkileri hususunda yerel bilirkişiler ve tanıklardan ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, bu şekilde davacılar … ve müştereklerinin, dayanaklarını oluşturan tapu kayıtlarındaki paylarının karşılığı olarak kendileri veya bayileri adına tespit edilmiş yer olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, varsa ilgili kayıtlar getirtilerek beyanlar denetlenmelidir. Keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak verir, kayıt uygulamaları ile zeminde gösterilen sınırları belirtir, belirlenecek kayıt miktarlarını gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu şekilde, davacılar … ve müştereklerinin dava konusu yaptıkları taşınmazlar üzerinde korumayı gerektirir haklarının bulunup bulunmadığı, taraflar ve bayiileri arasındaki akdi ve irsi tüm ilişkiler ile bu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süreleri gözetilmek suretiyle belirlenmelidir. Davacılar …, … ve … Yıldırım tarafından açılan davalar yönünden de, yapılacak kayıt uygulamalarına göre, dava açtıkları taşınmazların dayanak kayıtlarının miktarları ile kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 345.000 m2 olup, yüzölçümünün belirlenmesinde bu davacılar ve bayileri tarafından verilmiş emlak beyannamelerindeki miktarlar toplamının kayıt miktarı olarak esas alındığı, emlak beyannamelerinin idareye verildiği tarihler ile kadastro tespit günleri arasında kayıt miktar fazlası olan bölümlerin zilyetlikle edinilmesine yeterli 20 yıllık zilyetlik süresi geçmediği, ayrıca 27.05.2008 tarihli uzman bilirkişiler raporunda çekişmeli 125 ada 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazların ayrı ayrı (A) harfleri ile gösterilen bölümlerinin öncelerinin mera olduğu, sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ne olursa olsun, meraların zilyetlikle mülk edinilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki, 125 ada 39, 56, 57, 58 ve 60 parsel sayılı taşınmazların belgesiz olarak toplam 100.000 m2 yüzölçümü ile aynı davacılar adına tespit edildiği, bu durumda 3402 sayılı Yasa’nın 14/1. maddesine göre davacıların kayıt ve belgesiz olarak aynı çalışma alanı içerisinde başkaca taşınmaz edinmelerinin mümkün bulunmadığı göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine vekili ile davacılar … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.