Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20773 E. 2012/23864 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20773
KARAR NO : 2012/23864
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/04/1981 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; davacının sigortalılık başlangıcının 04.01.1981 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece;fiili çalışmanın ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.04.1981 tarihinde işe başladığına dair … Pazarlama … işyeri tarafından düzenlenerek 28.04.1981 tarihinde Kurum’a intikal eden işe giriş bildirgesi bulunduğu, yapılan imza incelemesinde … ve sahtecilik uzmanı bilirkişi tarafından bu işe giriş bildirgesindeki resmin davacıya ait olduğunun ancak imzanın davacının elinin ürünü olmadığının bildirildiği, işyerinin 01.10.1980 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,… Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 31.12.2009 tarihli yazısında işyerinin 01.04.1981/2-3-4,1982/1-2-3-4 dört aylık dönem ve ücret bordrolarının verilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
01.04.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına intikal ettiği ve bildirgedeki fotoğrafın davacıya ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılmış ise de işe giriş bildirgesi üzerindeki imzaların işveren veya muhasebecisi tarafından atıldığı bilinen bir gerçektir. Davalı işveren tarafından bordro düzenlenmemesi davacı aleyhine yorumlanamaz. Davacı 1.4.1981 tarihi itibariyle çalışma olgusunu birbirini doğrulayan, tutarlı tanık anlatımlarıyla kanıtlamıştır. Bu durumda davanın kabulüne karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.