Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3058 E. 2011/788 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3058
KARAR NO : 2011/788
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 182 ada 173 parsel sayılı 115.18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla … oğlu …, … oğlu … ve …met oğlu … adına; 182 ada 174 parsel sayılı 108.97 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …. oğlu … adına; 183 ada 6 parsel sayılı 847.63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına ve 183 ada 7 parsel sayılı 148.52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tesçillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını kanıtlayamadığı kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar davalılar adına tespit edilmiş, davacı dedesinin babası olduğunu bildirdiği İbrahim’den gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Bazı davalılar ilk oturumda davayı kabul ettiklerini, davacının da çekişmeli taşınmazlarda hakkının bulunduğunu kabul etmişlerdir. Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarına yeterli şekilde araştırma yapılmadığı gibi, bazı davalıların kabul beyanlarına neden değer verilmediği de tartışılıp değerlendirilmeden karar verilmiştir. Bu şekilde hükme yeterli olmayan araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, tarafların murisleri olduklarını bildirdikleri, davacının babasının dedesi olduğunu bildirdiği İbrahim (Partalcı) ile kardeşleri … ve …n’a ait veraset ilamları dosya içine getirtildikten ve tarafların bu kişilerin mirasçılarından oldukları bu şekilde belirlendikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazların öncesinin ve tespit günü itibariyle kime ait oldukları, kimden kime ne şekilde ve ne zaman geçtikleri, öncelerinin tarafların murislerine ait olup olmadıkları, tarafların murisleri arasındaki ilişkinin nasıl olduğu, tarafların murislerinin öncesinde taşınmazlara birlikte malikseler sonrasında aralarında herhangi bir taksim olup olmadığı, sonraki hangi akdi veya irsi ilişkilere konu olarak çekişmeli taşınmazların bugüne geldikleri, çekişmeli taşınmazların hangi nedenlerle davalılar adına tespit edildiği gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak keşfe katılacak yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmeli; gerektiğinde dosyaya sunulmuş ve tasdiksiz yoklama kaydı niteliğinde olduğu bildirilen kayıtlar merciilerinden tüm tedavülleri ile getirtilerek uygulamada yararlanılmalı ve bilirkişi ve tanık sözleri bu kayıtlarla da denetlenmelidir. Yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde de tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Bu şekilde, dosya içine getirtilecek veraset ilamları, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve tespit bilirkişi beyanları ile çekişmeli taşınmazların öncelerinin kimlere ait olduğu netleştirilmelidir. Bundan sonra çekişmeli taşınmazların hangi akdi ve irsi ilişkilere konu olduğu ve tespit günü itibariyle davacının hangi payları dava ettiği ve davayı kabul eden davalılar İslam oğlu … ile … oğlu …’ın hangi paylar yönünden davayı kabul ettikleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının dava ettiği paylar yönünden olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2.maddesi uyarınca dava açan mirasçı dışında başka mirasçıların bulunup bulunmadığı da gözetilerek gerektiğinde re’sen gerekli deliller toplanmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 95/1.maddesi uyarınca kesin hükmün neticesini doğuran taraf beyanları da gözetilerek bir karar verilmelidir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.