Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2018/1298 E. 2018/596 K. 17.05.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2018/1298
KARAR NO : 2018/596
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2017
NUMARASI : 2016/529 E – 2017/1056 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/05/2018
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline tahakkuk ettirdiği faturalarda hizmet bedeli karşılığı olmayan kayıp kaçak bedeli ve dağıtım bedeli talep ettiğini, bu bedellerin tahsilinin hukuka uygun olmadığını, şimdilik 10.000,00 TL’nin haksız ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte her iki davalıdan müteselsilen tazminini dava ve talep ettiği görülmüştür.
Davalı …. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın müvekkili açısından reddini, müvekkili kurumun kanuna uygun hareket ettiğinden davanın reddini talep etmiştir.
Davalı BEDAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ihtilafın çözüm yerinin idari yargı olduğunu, 04/06/2016’da kabul edilen kanun değişikliği nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; mahkemece 2015/1121 E. sayılı dosya üzerinden Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulmuş, başvuru Anayasa Mahkemesine ulaşıp esas numarasını almış ve bu tarihten itibaren 5 aylık süre içerisinde Anayasa Mahkemesi tarafından bir karar verilmemiş olduğundan mahkemece söz konusu uyuşmazlıklar hakkında yürürlükteki kanun hükümlerine göre karar verilmiştir. Bu doğrultuda; 6719 sayılı yasa ile 6446 sayılı yasada yapılan değişiklikler göz önünde tutulmuş ve halen derdest olan davaların konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında hüküm oluşturulmasına yer olmadığı kararı verilmiştir. Ayrıca davacı tarafın davanın açıldığı andaki haklılık durumu göz önünde tutulmuş ve her ne kadar sonradan haksız duruma düşse de lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Karara karşı davalı vekillerince süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olduğu görülmüştür.
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayıp kaçak ve diğer fatura kalemlerinin mevzuatta zaten var olduğunu ve bu bedelleri tüketicilerin ödemekle yükümlü olduğunu, 6446 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle amaçlanan şeyin mevzuat ile mahkeme kararları arasındaki çelişkiyi kaldırmak olduğunu, kanun koyucunun gerekçesinde bu durumu ”Tesis edilen eylem ve işlemlerin sayısal nitelikleri ve mali boyutları göz önünde bulundurularak dinamik elektrik piyasasının sekteye uğramaması” şeklinde ifade ettiğini, ancak buna rağmen, dava açılmasında hiç bir kusuru olmayan davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla, mahkeme kararının vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kaldırılmasını, davalı kurum lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.
Davalı …Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; “6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu yürürlükten kaldırılmış değildir. Davanın açıldığı tarihte de, şu anda da uygulanacak hükümler aynıdır. İşbu dava yönünden konusuz kalma durumu söz konusu değildir. Müvekkil şirketin, kayıp kaçak bedellerini tahsil etmesi mevzuat gereği bir zorunluluktur. Yani yapılan yasal düzenleme ile davacı taraf başlangıçta haklı iken haksız konuma gelmemiştir. Açıklanan gerekçelerle istinaf başvurumuzun kabulünü, mevcut karar kaldırılarak öncelikle davanın reddine ve red kararı gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak, lehimize vekalet ücretine karar verilmesini istiyoruz” demiştir.
Yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 20. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 17. maddesi birinci, üçüncü, dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (c), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend’in ”kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır” hükmü ise Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın 16.02.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 28.12.2017 tarihli 2016/150 E ve 2017/179 K sayılı ilamı ile “kişilere yargı mercileri önünde dava açma hakkı tanıyan bir düzenlemenin aynı amanda yargı mercilerinin etkili bir yargılama yapmasını engelleyen kurallar içermesi halinde bu düzenlemenin hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemeyeceği, EPDK tarafından gelir ve tarife kapsamında düzenlenen ve tüketicilerden tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyle yapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin söz konusu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygun olup olmadığının yanı sıra uyuşmazlıkla ilgili diğer mevzuat hükümlerini de gözetmelerinin adil yargılanma yapılmasının bir gereği olduğu, söz konusu hükmün hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu ve hakkın özünü zedelediği” gerekçesiyle iptal etmiştir. Dolayısıyla Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak açılan davalarda, mahkemelerce, söz konusu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygun olup olmadığının yanı sıra uyuşmazlıkla ilgili diğer mevzuat hükümleri de gözetilerek yargılama yapılması gerekmekte olup mahkemelerin bu husustaki yetkisi genişlemiştir ancak bu genişleme yalnızca uyuşmazlıkla ilgili diğer mevzuat hükümlerinin de göz önüne alınması suretiyle yargılama yapılması noktasındadır. Zira; Anayasa Mahkemesi yine aynı kararında 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen geçici 20. maddesinin iptali talebini reddetmiştir. Dava konusu bu bedellerin açıkça maliyet unsuru olarak tahsili yasal hale gelmiştir.
Ayrıca, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen; geçici madde 19;” Bu maddeyi ihdas eden kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünü, geçici madde 20;” Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Bu nedenlerle her iki davalı vekilinin “davanın reddine karar verilmesine” yönelik istinaf taleplerinin reddi gerekmekle mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında hüküm oluşturulmasına yer olmadığına dair verilen karar usul ve esasa uygundur.
Diğer istinaf sebeplerine gelince, HMK’nın 331. maddesinin 1. fıkrasının “davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder” hükmü gereği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7/2454 Esas 2014/679 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararları gereği içtihat durumuna göre davacının dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp/kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur. Ayrıca davacı mevzuat sonrası haksız çıkmış olsa da dava tarihi itibariyle, uygulamanın haksız olduğu iddiası ile açmış olduğu bu davasında, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, mahkemece yasa değişikliği nedeniyle, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden de, davacının dava tarihi itibariyle uygulamanın haksız olduğu iddiası ile açmış olduğu davasında, dava tarihinde haklılığı (Baki Kuru 4. Cilt sayfa 3687) göz önünde tutularak, anılan yasa maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi gereğince, mahkemenin yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine yönelik kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle her iki davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı görülmüştür.
Tüm bu sebeplerle her iki davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalıların istinaf taleplerinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,
Alınması gereken 35,90 TL karar ve ilam harcı peşin alınmış olduğundan, yeniden alınmasına yer olmadığına ve davalılar üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/05/2018