YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1582
KARAR NO : 2011/1109
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 7 parsel sayılı 14468.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde evveline uzanan ve doğru temele dayanan tapu kayıtlarının bulunduğu, bu kayıtlara itibar edilmese bile Hazine tapu kaydının 1963 yılında oluşumundan önce davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 46. maddelerinde düzenlenen edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 1963 yılında 53 numaralı toprak komisyonunca çalışma yapılmıştır. Dosya içinde bulunan 17.06.1963 tarihli belirtmelik tutanağına göre, 12 numaralı parselin kadim köy merası olduğu, 5 numaralı parselin ibraz edilen sabit hudutlu kayıtlarla sahibine ait olduğu açıklandıktan sonra; 1, 2, 3, 4, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 numaralı parsellerin hizalarında yazılan tapu ve vergi kayıtlarının zemin üzerindeki hudutlarının tespitine imkan olmadığından tefriklerinin mümkün olmadığı, ölçü neticesinde tespit edilen ve sabit görülen hudutlar tarafından miktarları kadar yerin ayrılacağı belirtilmiştir. Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda düzenlenen dağıtım haritası dosya içinde bulunmadığı gibi, mahallinde yapılan keşfe katılan uzman fen bilirkişi tarafından da dağıtım haritası ile kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren kroki düzenlenmemiştir. Ancak uzman fen bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan rapor ve eki krokide çekişmeli taşınmazın 17 numaralı dağıtım parselinin ve Hazine adına oluşan 12.10.1963 tarih 109 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı bildirilmiştir. Dosya içerisinde sadece 1 ila 26 numaralı taşınmazları gösteren ilk sayfaları bulunan dağıtım cetvelinin ilk sayfasının incelenmesinden hem kişilere dağıtılan hem Hazine’ye bırakılan hem de orta malı mera olarak ayrılan taşınmazlar olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacı vekili tarafından irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açılmış ise de, yargılama sırasında toplanan delillerden çekişmeli taşınmazın bulunduğu köydeki taşınmazların, öncesinde belirtmelik tutanağında belirtilen tapu kaydı maliklerine ait olup, zaman içinde satışlarla davacı tarafa geçtiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Hazineye ait 12.10.1963 tarih 109 numaralı tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera olup olmadıkları aynı adalara bitişik, mera olarak tespit edilen taşınmazlardan nasıl ayrıldıkları, toprak tevzi komisyonunca kişilere ait tapu kayıtları miktarınca yer bırakılıp bırakılmadığı, bırakılmışsa bu taşınmazların akibetlerinin ne olduğu, kişilere ait tapu kayıtlarının zemine uygulanma ve çekişmeli taşınmazları kapsama imkanının olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden karar verilmiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez Doğru sonuca ulaşılabilmesi için toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda düzenlenen dağıtım haritası ile dağıtım sonucu oluşan tüm kayıtlar dosya içine getirtildikten sonra komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişiden oluşacak yerel bilirkişi kurulu ve tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıklar, sağ olan tüm belirtmelik bilirkişileri ve ihtiyar heyeti üyeleri ile tüm kadastro tespit bilirkişileri, üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu ve üç kişiden oluşacak fen bilirkişi kurulu hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, öncelikle kişilerin dayanağını oluşturan T.evvel 1289 tarih 21 ila 25 numaralı sicillerden gelen tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı kabul edilerek bırakılan yerler belirlenmelidir. Kişiler tarafından T.evvel 1289 tarih 21 ila 25 numaralı sicillerden harici satın alma ve temliklerle gelen haklara da dayanılması nedeniyle bu tapu kayıtlarının gerçek kapsamlarını belirlemek amacıyla, bu kayıtların köyü, mevkisi ve tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmaya çalışılmalı, bilenemeyen hudutlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalıdır. Davacı tarafça zilyetliğe dayanılması nedeniyle çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimler tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera olup olmadığı ve mera olan taşınmazlardan ne şekilde ayrıldığı gibi hususlar da tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır. Sağ olan belirtmelik bilirkişileri ve ihtiyar heyeti üyelerinden belirtmelikte belirtilen hususlar ve taşınmazın öncesi hususunda bilgi alınmalıdır. Hazine dayanağı 12.10.1963 tarih 109 numaralı tapu kaydının uygulandığı taşınmazlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, bu bütünü çevreleyen komşu taşınmazların dayanaklarını oluşturan ve dosya içine getirtilecek kayıtlar ile bilirkişi ve tanıkların sözleri denetlenmelidir. Mahkemenin keşifle ilgili gözlemi keşif tutanağına geçirilmelidir. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz ile aynı kayıt kapsamında kalan taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini açıklayan, çekişmeli taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı ile bütüne komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığını irdeleyen, gerektiğinde çektirilecek fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Fen bilirkişi kurulundan da keşif ve uygulamayı izleyip, denetlemeye olanak veren, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırların işaretlendiği, toprak tevzi dağıtım haritası ile kamulaştırma haritası ve kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren, gerektiğinde mera parselleri ile aynı kayıt kapsamında kalan taşınmazların konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Hazine ile kişiler arasında çekişmeli olan taşınmazlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, komşu taşınmazlara ilişkin mera çekişmesi olduğu da gözetilerek, bütünün içindeki taşınmazlar yönünden aralarında fiili ve hukuki irtibat olması nedeniyle davaların birleştirilerek görülmesine gerek olup olmadığı üzerinde durulmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz; Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlere yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.