Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/676 E. 2012/8382 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/676
KARAR NO : 2012/8382
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle “Bozma kararına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek önceki bozma ilamı çerçevesinde yeniden mahallinde keşif yapılarak dayanılan tapu ve vergi kayıtları ayrı ayrı okunup hudutlarının zeminde gösterilmesi, bilinmeyen hudutlar yönünden davacı tarafa tanık dinletme olanağı sağlanıp kayıtların kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, mera olup olmadığı, kime ait olduğu, kimden intikal ettiği, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresinin sorulup saptanması, tapu kayıtlarının taşınmazın bir bölümüne ya da tamamına ait olmadığının belirlenmesi halinde vergi kayıtlarının mülkiyet belgesi olmadığı ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarının hukukça değer taşımayacağı nazara alınarak davacı tarafın gösterdiği zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenerek taşınmazların kullanım şekli ve süresinin belirlenmesi, beyanların komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; 1655, 2302, 2609, 2762, 2763, 2764, 2765, 2766, 2767, 2872 parseller yönünden açılan davanın reddine, bu taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 2596, 2600 ve 2602 parsel sayılı taşınmazlar için açılan davanın kabulü ile mahkememizin bu esas sayılı dosyasının 20.07.2004 tarihli celsesinde tespit edildiği şekli ile … … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 4608, 4601, 4612, 4614, 4526 ve 1076 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 5271 parsel sayılı taşınmazın 18.12.1994 tarihli …’nun raporunda mavi renk ile boyalı 28.000,00 metrekarelik kısmı için açılan davanın kabulü ile bu kısmın ifraz edilerek ve davacılar adına 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmının tespit gibi tesciline, 5433 parsel için açılan davanın kabulü ile davacılar adına 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 4480, 4481 ve 4483 parseller için açılan davanın reddi ile tespit gibi tesciline, 4613, 4594, 4609, 5437 ve 5432 parseller için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 5415 parsel için açılan davanın reddine tespit gibi tesciline, 4611, 4615, 4607, 4599, 5275 ve 5434 parsel sayılı taşınmazlar için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 5379 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 5431 parsel sayılı taşınmaz için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 4600, 4606, 4610, 4616, 5435, 5436 parsel sayılı taşınmazlar için açılan davanın parsellerin tamamı yönünden 5274 parsel sayılı taşınmaz için ise, bilirkişi…’nun 18.12.1994 tarihli bilirkişi raporunda mavi kalem ile taralı (C) harfi ile gösterilen 16.290,00 metrekarelik kısmının 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar …, …, … ve arkadaşları vekili ile davalılar … Köyü Tüzel Kişiliği,… Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anaysasının 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında “aleni yargılama ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı” da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Anılan prensipler, mahkemelerce duruşmada tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim, 10.04.1992 tarih 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Bileştirme Kararı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı H.M.K’nun 298. maddesi hükümleri de gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun bulunmasını gerektirmektedir. Ne var ki Mahkemece çekişme konusu taşınmazlar … Köyünün 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 1777, 1778, 1779, 1780, 1781, 1782, 1783, 1784, 1785,1786, 1787, 1788, 1789, 1790, 1791, 1792, 1793, 1794, 1795, 1796 sayılı parseller olduğu, tefhim edilen kısa kararda da davanın kısmen reddi ve kısmen kabulüne karar verilerek çekişmeli 472 ila 498, 500; 1777 ila 1796 sayılı parsellere hüküm kurulduğu halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında dava konusu ile ilgisi olmayan 1655, 2302, 2609, 2762, 2763, 2764, 2765, 2766, 2767, 2872, 2596, 2600, 2602, 4608, 4601, 4612, 4614, 4526, 1076, 5271, 5433, 4480, 4481, 4483, 4613, 4594, 4609, 5437, 5432, 5415, 4611, 4615, 4607, 4599, 5275, 5434, 5379, 5431, 4600, 4606, 4610, 4616, 5435, 5436, 5274 sayılı parsellere ilişkin hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemece, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılması, adalete güven ilkesini zedelediği gibi, yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibi ile yasa hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olup, isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 31.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.