YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6584
KARAR NO : 2012/7804
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
MAHKEMESİ : … İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar … ve …’ın beraatlerine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya gönderilmekle Dairemizce yapılan inceleme sonunda … tarihli karar ile mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı Yargıtay C.Başsavcılığının … tarihli itirazı üzerine, Ceza Genel Kurulunun … tarih ve … Karar sayılı kararı ile 6352 sayılı Yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca itirazın Dairemizce değerlendirilmesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında; İİK’nun 44. maddesinde “ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, bu sebeple anonim şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin de, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İİK’nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı; diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkca ifade edildiği, Yüksek Özel Dairenin kararında tüzel kişi tacirler hakkında 44. maddesinin 2. fıkrasının uygulama kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin 1. fıkrasının göz önüne alınmadığına değinilmiş ve bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aynı konudaki itirazına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve … Esas sayılı dosyalarında özetle; ticareti terk eden borçlunun 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası anlamında tacir olmasının gerektiği, 6762 sayılı Kanunun 18. maddesinde ticaret şirketlerinin de tacir olduğunun belirtilmesi nedeniyle ticaret şirketlerinin ve bu anlamda limited şirketin anılan Kanunun 18. maddesi uyarınca tacir olduğunda kuşku bulunmadığı, İİY’nın 44. maddesinde ‘ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün konulmadığı, o halde tacir sayılan limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasasının 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı, diğer yandan İİY’nın 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle oyçokluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairemizin … tarih ve … sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda;
Sanıklara isnat edilen ticareti usulüne aykırı terk etmek suçunun oluşabilmesi için her şeyden önce borçlu hakkında kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması zorunlu olup, şikayetin dayanağını oluşturan …. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası içerisindeki ödeme emrinin borçlu… Medya Grup AŞ’nin ticaret sicili memurluğunda kayıtlı olan adresine tebliğe çıkarılmasına rağmen tebliğ edilememesi üzerine … tarihinde alacaklı vekilinin talebi ile aynı adrese bu kez Tebligat Kanununun 35. maddesine
göre çıkarılan tebligatın … tarihinde şirket çalışanına tebliğ edildiği, atılı suçtan dolayı şikayetin ise … tarihinde yapılması karşısında, takip kesinleşmeden şikayette bulunulduğunun kabulünün gerekmesi nedeniyle isnat olunan suçun oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların beraati yerine farklı gerekçe ile beraatine karar verilmiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle bu gerekçe ile kararın onanması gerekmektedir.
Hal böyle olunca Dairemizin onama kararına yapılan itiraz değişik gerekçe ile yerinde görülmediğinden, dosyanın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, …. gününde oybirliği ile karar verildi.