YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/91
KARAR NO : 2012/7990
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamlarında özetle; “mahkemece 8 pafta 610 ila 629 sayılı parsellerin kadastro tutanaklarının iptaline ve davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuşsa da sözü edilen bu parsellere ait kadastro tutanaklarının bulunmadığı, bulunmayan tutanaklar hakkında hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek bu parsellerin afet kadastrosu sonucu oluşan 1 ada 4 ila 23 parsellere tekabül ettiği; tutanakların arkasındaki şerhten Afet kadastrosuna ait tutanakların 1985 yılında kesinleştiği anlaşıldığına göre bu parsellerin tapu sicil kütüğüne devredilip devredilmediği, Hazinece şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığının araştırılması, dağıtım yapılmış ise, tapu sahiplerinin davada taraf olacağının düşünülmesi; ayrıca dosyada bulunan 1 ölçeğin kaç dönüme karşılık geldiğine ilişkin yazı cevaplarından hangisinin doğru olduğunun da araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Gürpınar İlçesi Hamurkesen Köyüne ait 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 624, 625, 626, 627, 628 ve 629 parsel sayılı taşınmazlar ile 529 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisinin 20.09.2010 tarihli raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacılar …, …, … ile … adlarına tesciline, 529 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 9,911,700 m2 olarak belirlenmesine ve mera siciline bu şekilde yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı dayanağı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; hüküm, kısmen dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 529 parsel numarası ile mera olarak tespit edilen taşınmaz hakkında açılmış usulüne uygun bir dava bulunmadığı gibi, bu taşınmaz hakkında genel mahkemeden aktarılan bir dava da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, dava konusu olmayan 529 parsel sayılı taşınmazın (A), (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Çekişmeli 610 ila 629 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise; sözü edilen taşınmazlar yönünden kadastro tutanağı düzenlenmediği, genel kadastro uygulamasına tabii tutulmadıkları halde; mahkemeye gönderilen harita üzerinde 1985 yılında kesinleşen afet kadastrosu sonucu oluşmuş dava konusu 1 ada 4 ila 23 parsel sayılı taşınmazların parsel numaralarının değiştirilmesi nedeniyle, dava konusu 1 ada 4 ila 23 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği zannedilerek; Asliye Hukuk Mahkemesinin… tarih… sayılı hükmünün taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gereğine değinilerek … Hukuk Dairesinin … tarih,… sayılı ilamı ile bozulduğu ve bozma ilamına uyularak aktarılan dava hakkında kadastro mahkemesince yargılamaya devam olunduğu dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle davanın görev yönü Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ve bu aşamada görev yönü uyuşmazlık dışı kalmıştır. Davanın esasının incelenmesine gelince; Mahkemece, davacı dayanağı, 7 ölçek miktarındaki Şevval 282 tarih D:13 V:91 sayılı tapu kaydı mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, tapu kaydının sınırları zeminde gösterilmemiş, bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmamış olduğu gibi, davacılar ile tapu kayıt maliki arasındaki akdi ve irsi ilişki de araştırılmamış, tapu kaydının miktarı hususundaki çelişkiler giderilmemiş, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince araştırılmamıştır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahallinde yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tesbit edilecek taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı okunup hudutların mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli, davacılar ile tapu kayıt maliki arasındaki akdi ve irsi ilişki araştırılmalı, tapu kaydının miktarı hususundaki tüm çelişkilerin giderilmesi suretiyle tapu kaydının 7 ölçek olan yüzölçümünün kaç metrekareye karşılık geldiği tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak saptanmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı ve sınırlarını gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.