Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10661 E. 2013/11432 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10661
KARAR NO : 2013/11432
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, Mart 2011 tarihinden itibaren davalı işyerinde kesintisiz olarak uzman avukat olarak çalıştığını. 16.03.2012 tarihinde geçerli olmayan ve gerçekte var olmayan sebeplerle iş sözleşmesinin feshedildiğinin kendisine bildirildiğini, işverenin iş sözleşmesinin feshi yolunu son çare olarak kullanmadığını, davalı işveren tarafından yapılan feshin geçersizliğine, işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 16.05.2011 tarihinde belirli süreli hizmet sözleşmesi ile müvekkili şirkette avukat olarak iş sözleşmesinin feshedildiği 16.03.2012 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin işletmesel karar çerçevesinde işyerinin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle feshedildiğini, müvekkili şirketin hukuk hizmeti kadrosunda verimliliği artırmak adına organizasyon değişikliği yaparak hukuk departmanını uzun yıllardır hukuk hizmeti aldığı Ketenci Hukuk Bürosu eliyle devam ettirdiğini, kendileri tarafından verilen hukuk hizmetinin tüm grup şirketlerini kapsayacak şekilde ve doğrudan şirket bünyesinde olmak suretiyle faaliyet göstermesi şeklinde yapılandırdığını, hukuk yapılanmasının tamamen değiştirildiğini ve avukat sayısında da azalmaya gidildiğini, organizasyonel değişiklik neticesinde davacı da dahil olmak üzere müvekkili şirket hukuk kadrosundaki tüm avukatların iş sözleşmelerinin feshedildiğini, müvekkili şirketin Show TV logosu ile yayın yapmakta olan televizyon kanalının yayın hakkına sahip olduğunu ve Eylül 2011 tarihinde diğer grup şirketleriyle aynı adreste faaliyet göstermek üzere adresini taşıdığını, haber merkezi gibi bir kısım bölümlerde yeniden yapılanmaya, organizasyonel değişikliğe gidildiğini, hukuk hizmetleri yönünden bugüne kadar değişik bürolardan hukuki destek alındığını, ağırlıklı olarak uzun yıllardır çalıştığı Ketenci Hukuk Bürosu avukatları eliyle 1998 ve 2004 yıllarından itibaren bu büronun iki avukatına şirket içerisinde bizzat yer ayrılmak suretiyle hukuki hizmet alınmaya devam edildiğini, Haziran 2003 tarihinde koordinasyonun sağlanması amacıyla müvekkili şirketin bünyesinde bir hukuk müşaviri istihdam etme yoluna gittiğini, hukuk müşavirliği tarafından bir kısım davaların üstlenildiğini ve hukuk müşavirliği bünyesine de avukat alımı yapıldığını, ancak faaliyet gösterdiği yeni binada diğer şirketlerin de birleşmesi neticesinde bu faaliyet biçiminin bir takım sorunlara sebep olduğunu, hukuk hizmetindeki verimliliği azalttığını, iletişim kopukluğu yaşanmasına sebep olduğunu ve hatta son dönemlerde hangi davanın kimde olduğu kargaşasının yaşanmasına dahi yol açtığını, bu durumun işyeri bünyesindeki çeşitli departmanların şikayetlerine yol açtığını, tüm bu sebeplerle müvekkili şirketin hukuk hizmetlerindeki verimliliği arttırmak amacıyla organizasyonel değişikliğe gitmek zorunda kaldığını ve uzun yıllardır çalıştığı, bu alanda daha tecrübeli bir kadroya sahip olduğunu bildiği Ketenci Hukuk Bürosu tarafından verilen hukuk hizmetini tüm şirket alanına yayarak her türlü hukuki danışmanlığın/davaların takibinin tek elden yürütülmesine karar verdiğini, bu değişiklik neticesinde ihtiyaç kalmayan hukuk servisini tümüyle lağvederek davacı dahil tüm avukatların iş sözleşmelerinin sona erdirildiğini, tüm hukuk işlerinin tek elden yürütüldüğünü ve dışarıdan da avukat alınmadığını, avukat olarak hukuk müşavirliği kadrosunda çalışan davacının işin niteliği gereği müvekkili şirketin başka herhangi bir biriminde çalışmasının düşünülemeyeceğini, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebepe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, pikanunda genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebepe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının 16.05.2011-16.03.2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde uzman avukat olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından işletmesel karar çerçevesinde işyerinin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle feshedildiği, davalının hukuk hizmeti kadrosunda verimliliği artırmak adına organizasyon değişikliği yaparak hukuk departmanını uzun yıllardır hukuk hizmeti aldığı Ketenci Hukuk Bürosu eliyle devam ettirdiği, kendileri tarafından verilen hukuk hizmetinin tüm grup şirketlerini kapsayacak şekilde ve doğrudan şirket bünyesinde olmak suretiyle faaliyet göstermesi şeklinde yapılandırdığı, hukuk yapılanmasının tamamen değiştirildiği ve avukat sayısında da azalmaya gidildiği, organizasyonel değişiklik neticesinde davacı da dahil olmak üzere müvekkili şirket hukuk kadrosundaki tüm avukatların iş sözleşmelerinin feshedildiği, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından feshinin 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeler gereğince geçerli sebepe dayandığı anlaşılmakta olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine, kesin olarak oy birliğiyle 20.05.2013 tarihinde karar verildi.