Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9011 E. 2010/6690 K. 10.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9011
KARAR NO : 2010/6690
KARAR TARİHİ : 10.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 1.9.1993- 1.11.2003 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde 01.09.1993-01.11.2003 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile, davacının, davalı işyerinde 01.06.2000-31.10.2003 tarihleri arasındaki devrede çalıştığının ve çalışma süresinin 1156 gününün bulunduğu, bu sürenin 86 günün SGK’ya bildirildiği 1069 günün ise bildirilmediği hususunun tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 15.04.1995-13.08.2002 tarihleri arasında 1995/2. dönemde 75 gün,15.10.1997-01.11.1997 arası 16 gün ve 20.06.2002-13.08.2002 arası 54 gün davalı işyerinde çalışmasının olduğu.davacının SSK dosyasının getirtilmediği, SSK hizmet cetveline göre 15,04.1995,15.10.1997,20.06.2002 tarihlerinde işe girişinin,01.11.1997,13.08.2002 tarihlerinde işten çıkışının görüldüğü, tesbiti istenen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı,1993/2-2003/2. dönem bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının SSK hizmet cetvelinde görülen kadar hizmetinin olduğu,davalı işyerinin 01.02.1985 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu,davalı işverence davacıya,1995/5. ayda 3 hafta, 6. ayda 5 hafta, 7. ayda 5 hafta, 8.ayda 3 hafta, 9.ayda 3 hafta, 10. ayda 3 hafta, 11. ayda 3 hafta, 12. ayda 5 hafta,1996/1. ayda 3 hafta, 2. ayda 1 hafta, 7. ayda 1 hafta, 1997/5. ayda 2 hafta, 6. ayda 3 hafta, 10. ayda 4 hafta, 11. ayda 2 hafta, 2000/6. ayda 3 hafta, 7. ayda 4 hafta, 8. ayda 5 hafta, 9. ayda 5 hafta, 10. ayda 4 hafta, 11. ayda 5 hafta, 12. ayda 4 hafta,2001/1. ayda 5 hafta,2. ayda 3 hafta, 3. ayda 4 hafta, 4. ayda 4 hafta, 5. ayda 3 hafta, 6. ayda 5 hafta, 7. ayda 5 hafta, 8. ayda 5 hafta, 9. ayda 4 hafta, 10. ayda 4 hafta, 11. ayda 6 hafta, 12. ayda 4 hafta, 2002/1. ayda 6 hafta, 2. ayda 3 hafta, 3. ayda 5 hafta, 4. ayda 4 hafta, 5. ayda 5 hafta, 6. ayda 5 hafta, 7. ayda 3 hafta, 8. ayda 3 hafta, 9. ayda 3 hafta, 10. ayda 2 hafta, 11. ayda 4 hafta, 12. ayda 3 hafta, 2003/1. ayda 4hafta, 2. ayda 3 hafta, 3. ayda 4 hafta, 4. ayda 4 hafta, 5. ayda 5 hafta, 6. ayda 3 hafta, 7. ayda 1 hafta, 8. ayda 2 hafta, 9. ayda 5 hafta, 10. hafta 5 hafta ücret ödemesi yapıldığının bilirkişice işyeri kayıtlarından tesbit edildiği, 21.07.2003 tarihli iş akdi sözleşmesinde, davacının aylık ücret karşılığı çalışacağının kararlaştırıldığı,eski çalışmalarından dolayı para alacağı olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı,31.12.1999 tarihi öncesine yönelik hizmet tesbiti taleplerinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde, yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Gerçekten 506 sayılı Yasa’nın 79/8 maddesi gereği hizmet tesbiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, çalışanın uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı ve bu çalışmaların işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi şekilde Kurum’a bildirildiği hallerde, giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki dönemlere ilişkin istemler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Somut olaya gelince; tesbitine karar verilen dönem yönünden mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, davacının uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı ve bu çalışmaların işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi şekilde Kurum’a bildirildiği hallerde, giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki dönemlere ilişkin istemler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğinin düşünülmeyerek, 31.12.1999 tarihi öncesine yönelik hizmet tesbiti talebinin reddedilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; davacının SSK dosyasını getirtmek,uyuşmazlık konusu dönemlere ait dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kesintisiz çalıştığı kanıtladıktan sonra 31.12.1999 tarihi öncesine yönelik hizmet tesbiti talebinin de hak düşürücü süreye uğramadığını gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan …’ın peşin harcının iadesine, 10.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.