YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3412
KARAR NO : 2010/5144
KARAR TARİHİ : 11.10.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı iş sahibi vekili; müvekkilinin davalı ile dava dışı ortağı …’nun birlikte çalıştıkları … Doğalgaz ünvanlı işyerine evinin doğalgaz tesisatı işlerini yaptırdığını, makbuz karşılığı yaptığı muhtelif ödemelerden sonra kalan borcu için 09.01.2009 tanzim, 25.04.2009 vade tarihli ve 1.470,00 TL bedelli bonoyu verdiğini, bilahare bono bedeline karşılık 1.400,00 TL ödeyip …’ndan borcu kalmadığına ilişkin 07.05.2009 günlü belgeyi aldığını, buna karşın davalının, bono bedeli ödenmemiş gibi aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek davacının davalı yana 1.400,00 TL borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı yüklenici ise 21.01.2010 günlü duruşmada bildirdiği savunmasında; bononun davacıdan kalan iş bedeline karşılık alındığını kabulle, işyerini 22.02.2009 tarihinde kapattığını, işyeri açıkken …’nun ödemeleri tahsil ettiğini, ancak işyeri kapandıktan sonra bu kişi ile hiçbir bağlantısının kalmadığını, …’nin bono bedelini tahsil edip etmediğini bilmediğini, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddianın sunulan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmış, davalı ise teklif edilen yemini kabulle kendisine dava konusu bonoyla ilgili olarak ödeme yapılmadığını ifade etmiş, bunun üzerine kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında hukuki niteliğince BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, yüklenilen işin yerine getirilerek teslim edildiği hususlarında çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacı iş sahibinin kalan borcu için verdiği bono bedelinin yüklenici veya yüklenicilere ödenip ödenmediği konusundadır. Davacı, bono bedelini davalının ortağı …’na 28.04.2009’da 400,00 TL, 07.05.2009’da ise 1.000,00 TL olarak tahsilat makbuzları karşılığında ödediğini ve yine 07.05.2009 tarihinde aynı şahıstan borcu kalmadığına dair belge aldığını beyanla yazılı delillerini sunmuş, davalı ise … ile ortaklığı konusunda herhangi bir açıklama yapmamakla birlikte, işyerini 22.02.2009 tarihinde kapattığını, …’nin bundan önce para
ÖÇ
./..
s.2
15.H.D.
2010/3412
2010/5144
tahsil etmekte iken 22.02.2009’dan sonra herhangi bir bağlantısının kalmadığını, bu şahsın sunulan tahsilat makbuzlarındaki ödemeleri kendisine aktarmadığını bildirmiştir.
Bu durumda sunulan kanıtlar ve taraf açıklamaları karşısında kendisine bono bedeline mahsuben tahsilat makbuzu alınarak ödemeler yapılan ve davacının borcunun kalmadığına dair belge düzenleyen …’nun hukuki durumunun tayini önem arzetmektedir.
Gerçekten de dosyadaki tahsilat makbuzu örneklerine göre dava dışı … 28.04.2009 ve 07.05.2009 tarihlerinde toplam 1.400,00 TL tahsil etmiş, 07.05.2009 tarihinde imzaladığı bir diğer belge ile de davalı … ile ortaklığı döneminde doğalgaz tesisatını yaptıkları davacı …’ın kendilerine olan borcunu tamamen kapattığını kabul ve beyan etmiştir. …’nun daha önceki dönemlerde de tahsilat makbuzu düzenleyerek para tahsilatı yaptığı diğer makbuz örnekleri ile sabittir. Bunun yanında davacı vekili de dava dilekçesinde …’nin davalının ortağı olduğunu iddia etmektedir.
Şu halde davalı ile dava dışı …’nun adi ortaklık şeklinde çalışıp çalışmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Ne var ki, yargılama sırasında bu konuda herhangi bir inceleme yapılmış değildir. Bilindiği üzere adi ortaklık iştirak kurallarına tâbi olup BK’nın 534. ve TMK’nın 702. maddesi hükümlerince kural olarak adi ortaklık tarafından açılacak davaların bütün ortaklar tarafından birlikte açılması, yine adi ortaklığa karşı açılacak davaların da tüm ortaklar hasım gösterilerek açılması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise taraf teşkilinin sağlanması açısından öncelikle davalı ile dava dışı … arasında adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu amaçla taraflara davalı ile dava dışı … arasında adi ortaklık ilişkisi olup olmadığı yönünde delillerini sunma imkânı tanınmalı, toplanacak delillere göre aralarında adi ortaklık ilişkisinin varlığı saptandığı takdirde adi ortakların zorunlu dava arkadaşı olmaları karşısında, davacıya …’nu davaya katması için uygun süre verilmeli, bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra iş yerinin kapatılmasının adi ortaklığın sona ermesi anlamına gelmeyeceği hususu da dikkate alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir hükme varılmalıdır.
Değinilen yönler nazara alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 11.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.