Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/4411 E. 2010/5348 K. 14.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4411
KARAR NO : 2010/5348
KARAR TARİHİ : 14.10.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar …, … (…) ve … vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı, yanlar arasında imzalanan 13.04.2005 gün ve 13712 sayılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalıya ait tapunun…Mahallesi … ada … nolu parselde kayıtlı arsa üzerine inşaatı yapıp teslim ettiğini, davalının sözleşme uyarınca kendisine isabet eden 9 nolu dairenin tapusunu vermediğini ileri sürerek tapu kaydının iptâl ve adına tescilini talep etmiştir.
Davaya cevap verilmemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak ve sözleşmeye göre kat irtifakı kurulup, temel üstü ruhsatı alındığında tapuların devrinin yapılması gerektiği görüşüyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davanın devamı sırasında vefat eden davalı … mirasçılarından …, … ve … vekillerince temyiz edilmiştir.
HUMK’nın 178. maddesi uyarınca bir dava ikame edildikten sonra dava dilekçesi davanın taraflarına duruşma gününü bildirir şekilde 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur. Tebligatın usulüne uygun yapılması davalıya savunma hakkı tanıyacağından önem arzeder. Davalı; hakkında açılan davanın nelerden ibaret olduğunu, davanın dayanaklarını ve ileri sürülen iddiaları öğrendikten sonra aynı Yasanın 195 ve devamı maddelerine göre davaya karşı cevaplarını bildirir. Böylece sağlıklı bir inceleme sonunda yasalara, hakkaniyet kurallarına, sözleşmesine uygun bir karar oluşması sağlanır. Davalının savunma hakkını yapabilmesi, kendisine usulünce geçerli bir tebligat yapılmasına bağlıdır. Tebligat yapılamamış veya geçersiz ise davalının savunma hakkı kısıtlanmış olur. Bu durumda davalı tarafa yeniden dava dilekçesinin tebliği ve savunmaya imkân tanınması gereklidir.
Dava konusu olayda mahkemece davalıya tebligat çıkartılmış, davalı duruşmaya gelmediği için dava gıyabında yürütülmüştür. Temyiz dilekçesinde davalı mirasçıları, murisleri davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadığını ileri sürmüşlerdir. Dava dosyasındaki bilgilere göre davalı …’nun dava dilekçesindeki … Sokak No:… Mahallesi Ümraniye İstanbul adresine teblige çıkartılmış, adresinde bulunmadığı için mahalle muhtarına tebliğ olunmuş, en yakın komşusu Mustafa’ya haber verilmiştir. Bu haliyle tebliğatın 7201 Sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Anılan Kanunun 21. maddesi uyarınca yapılacak tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmadığını bildiren kişinin isim ve soyadının tebliğ evrakına yazılması, imzasının alınması, imzadan kaçınırsa bu hususun evrakta belirtilmesi gereklidir (HGK’nın 12.06.2002 gün 2002/18-474 E. 2002/514 K. sayılı kararı). Tebliğ evrakı incelendiğinde tevziat saatlerinde işte bulunduğunu bildiren komşunun kim olduğu belirtilmediği gibi imzası da alınmamış ve imzadan imtina ettiği de açıklanmamıştır. Bu durumda dava dilekçesinin geçerli bir biçimde davalıya tebliğ olunduğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer yandan; dosyadaki veraset ilâmına göre davalının 12.08.2007 de vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davadan sonra vefat ettiğine göre mirasçılarının belirlenip kendilerine tebligat yapılmadan davanın sonuçlandırılması da yerinde değildir.
Bu durumda, yukarıda özetlendiği üzere davalı …’e dava dilekçesi usulüne uygun biçimde tebliğ olunmadan savunma hakkı kısıtlanarak oluşturulan karara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmüş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar …, … (…) ve …’ya geri verilmesine, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.