Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23811 E. 2013/12705 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23811
KARAR NO : 2013/12705
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve gece çalışması ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı belediyeye ait iş yerinde 1992 yılından itibaren çalışmakta iken 30.03.2010 tarihinde iş sözleşmesine son verildiğini, davacının son beş yılda Park ve Bahçeler Müdürlüğü… parkında bekçi olarak çalıştığını, çalışmasının 16.30-08.00 saatleri arasında gerçekleştiğini, bir gün çalışıp bir gün dinlendiğini belirterek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve gece çalışma ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıya tüm hak ve alacaklarının tam ve eksiksiz olarak ödendiğini ve davalı kurumdan hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, davacıya çalıştığı tüm zamanların ya ücret olarak ya da dinlenme olarak verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla mesai, gece mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Gece ve ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışması ve ücreti bakımından da aynı esaslar geçerlidir.
Davacının hüküm altına alınan alacaklarının sadece tanık beyanlarına dayanılarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı belediyenin bir kamu kurumu olduğu ve kamu kurumlarında yapılan çalışmaların, harcamaların ve gelir ve giderlerin kayıt ve belgeye bağlanmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında dava konusu isteklerin salt tanık beyanlarına dayanılarak kabulü isabetli olmamıştır.
Somut olayda, öncelikle bilgisine başvurulmuş olan tanıkların davalı belediyeye karşı davalarının olup olmadığı (birbirine tanıklık halinin bulunup bulunmadığı) belirlenmeli ve davalı belediyeye yazı yazılarak davacının dava konusu alacakların ait olduğu dönemde çalıştığı işyeri ve yaptığı işle ilgili kayıt ve belgeler, puantaj kayıtları, nöbet çizelgeleri, görev belgeleri, çalışma düzenini belirleyen belgeler getirtilmeli, Park ve Bahçeler Müdürlüğündeki çalışma düzeni ortaya koyan emsal Kırıkkale İş Mahkemesi’nin 2006/531 esas – 2008/531 esas sayılı dosyasındaki bilgi ve belgelerde incelenmeli, tüm deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle davacının dava konusu ücret alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonuca gidilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.