YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24234
KARAR NO : 2013/15511
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, başarı ve teşvik primi, hisse senedi alacağı, sadakat ödülü ile seyahat ve tatil fonu alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat …….geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, başarı primi, teşvik primi, fazla çalışma ücreti, seyahat ve tatil fonu ücreti, hisse senedi ve sadakat ödülü alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin esas olarak McCann grubuna bağlı şirketlerin insan kaynakları hizmetini yürüttüğünü, müvekkili şirketin bağlı olduğu grup şirketlerinin reklamcılık, tanıtım, organizasyon, pazarlama ve sair alanlarda faaliyette bulunduğunu, davacının da müvekkili şirket ve grup şirketlerinde yönetici konumunda çalıştığını, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi iken görevinden azledildiğini, yeni yönetim tarafından yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım eski yöneticilerin, müvekkili şirket zararına işlem yaptıklarının, mali kaynaklarının kötüye kullanıldığının tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar, güveni tamamen ortadan kaldıran eylem ve işlemler sebebiyle haklı olarak feshedildiği, dava konusu alacaklara hak kazanılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davacının yıllık izin ücretine, seyahat ve tatil fonu, başarı primi ile performans teşvik primi alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında uyuşmazlık vardır:
1-4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere Kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, mahkemece, işverenin feshe sebep olarak gösterdiği işçi davranışlarıyla ilgili davacının yargılandığı Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/753 esas sayılı dosyasında yürütülen kamu davasında beraatine karar verildiği, işveren tarafından sunulan sair delillerle ise iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacının kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2010 tarih 2007/753 esas 2010/1573 karar sayılı kararında, davacının üzerine atılı hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 223/2-e maddesi uyarınca, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakta ise de, gerek fesih tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca, anılan delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararı hukuk hakimi açısından bağlayıcı değildir.
Anılan sebeplerle, öncelikle, davalı şirketin ve davaya cevap dilekçesinde aynı gruba dahil olduğu bildirilen şirketlerin kuruluştan itibaren ortaklarını ve yöneticilerini gösterir ticaret sicil kayıtları Ticaret Sicil Memurluğundan celp edilmelidir. Davacının, davalı şirkette ve McCann grubuna bağlı şirketlerdeki görevine dair görev tanım belgeleri ile davalı tarafça delil olarak gösterilen, dosyaya bir örneği sunulan dava dışı Güreli Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından düzenlenen 05.05.2006 tarihli iki adet özel denetim raporuna ilişkin rapor dayanağı belgeler ve ekleri, aynı gruba dahil olduğu bildirilen Pars/McCann-Erikson Reklamcılık A.Ş. ve dava dışı Renan Eroğlu arasında imzalandığı bildirilen hissedarlar sözleşmesinin bir örneği davalı işverenden istenilmelidir. Ardından, üniversitelerin ticaret hukuku kürsünden bir öğretim üyesi, borsa ve menkul kıymetler uzmanı ile serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, bilirkişilere mahallinde işyeri kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yetkisi de verilerek, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olup olmadığı hususunda, işyeri kayıtları ve tüm dosya kapsamı ayrıntılı inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
2-Mahkemece, işverenin ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davacının tüm çalışma süresi boyunca yıllık izin hakkını kullanmadığı kabul edilerek, yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının, davalıya ait şirkette üst düzey yönetici olarak görev yaptığı sabittir. Bu durumda, mahkemece, davacının yıllık iznini kendisinin belirleme yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmaması hatalı olmuştur. Anılan sebeple, yıllık izninin kullanılması hususunda, şirket talimat belgeleri, personel yönetmeliği ve benzeri yazılı işyeri uygulamalarına ilişkin kayıtlar, davalı işverenden istenilmeli, davacının yıllık iznini kendisinin belirleme yetkisi olup olmadığı hususunda araştırma ve değerlendirme yapılmalıdır. Davacının bu yetkisinin bulunduğunun tespiti halinde yıllık izin ücreti alacağı reddedilmelidir.
Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 01.01.2002 tarihinde düzenlenen iş sözleşmesinde yer alan, davacının her yıl için bir aylık yıllık izin süresine hak kazanacağı yönündeki hükmün, bu sözleşmenin yürürlükte olmadığı 1996-2002 yılları arası için hak kazanılan izin süresi tespitinde esas alınarak, bu yıllar için de birer aylık izin süresine hak kazandığının kabul edilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasında imzalanan 01.01.2002 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde, fatura, bilet ve fişlerle kanıtlanması halinde, davacının yapacağı tatil masraflarının 10.000 ABD doları tutarındaki kısmının davalı tarafça karşılanacağı düzenlenmiştir. Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere, davacının anılan ödemeye hak kazanması için, yaptığı tatil masraflarını belgelemesi gerekmektedir. Davacı tarafça ise, buna dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı gibi, çalışma süresi boyunca yıllık izin süresinin kullanılmadığı iddia edilmiştir. Anılan sebeplerle, seyahat ve tatil fonu adı altında talep edilen alacağın kanıtlanamaması sebebiyle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü hatalıdır.
4-Mahkemece, başarı primi ve performans teşvik primi alacakları bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda kabul edilmiş ise de, işyerindeki prim uygulaması sistemi netleştirilmemiştir. Anılan sebeple, davalı işverenden prim uygulamasına ilişkin personel yönetmeliği, talimatı ve benzeri yazılı işyeri uygulamalarına dair belgeler ile davacıya çalışma süresi boyunca ödenen primlere ilişkin miktar ve tür bilgilerinin sorulması, ilgili kayıtların istenilmesi gereklidir. Bilgi ve belgeler toplanıldıktan sonra, tüm dosya kapsamı bir değerlendirmeye tabi tutularak, başarı primi ve performans teşvik primi alacakları bakımından bir sonuca gidilmelidir.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.