YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1470
KARAR NO : 2013/1425
KARAR TARİHİ : 27.02.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında 187 ada 1 parsel sayılı 22.201.37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne taşınmazın tarla niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Aleni yargılama ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkı A.İ.H. Sözleşmesinin 6. maddesi ve T.C Anayasası’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının unsurlarındandır. Yine Anayasamızın 141. maddesi ve 6100 sayılı HMK 27 ve 28. maddeleri ile 297 ve 298. maddelerine göre hükmün açık duruşmada tefhimi ve kararların gerekçeli olması, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu olması zorunludur. Hükmün tefhimi ile amaçlanan husus, davanın esas hakkında taraflara yüklenen hak ve borçların neler olduğunun açıkça ifade edilmesidir. Açık duruşmada tefhim olunan hüküm fıkrasında verilen sonucun nedenlerini içermeyen ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi gerekçenin farklı bir sonuca ilişkin bulunması da aleni yargılama prensibi ve hukuki dinlenilme hakkı ile açıkça çelişmektedir. 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas – 1992/4 karar sayılı Yargıtay İ.B.K’da kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olması gereği vurgulanmış; bu husus, 6100 sayılı …K’nun 298/2. maddesi ile de yasal düzenlemeye bağlanmıştır. Öte yandan kadastro hakimi doğru sicil oluşturmak zorundadır. Somut olayda mahkemece tefhim olunan kısa ve gerekçeli kararda “davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline” karar verildiği, gerekçeli kararın gerekçe kısmında ise “taşınmazın Hazineye kalan yerlerden olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi koşullarının davalı lehine oluştuğundan davacı Hazinenin davasının reddine” karar verilmek suretiyle çelişki oluşturulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 27.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.