YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7996
KARAR NO : 2012/5948
KARAR TARİHİ : 12.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı işveren …’ın 1993/5.ay ila 2000/5.ay arası dönemde tasarrufu teşvik kesintisi borcu nedeniyle, davacı … ve üst düzey yönetici olarak Mehmet Erdoğan hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, 2003/514 sayılı takip dosyasından 30.04.2003 tarihinde ödeme emri tebliğ edilmiş olup, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılan iş bu dava ile, ödeme emrinin iptal edilmesi istenmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle işveren …’ın yanında muhasebeci olarak çalışan ve üst düzey yönetici sıfatı bulunmayan davacı Mehmet Erdoğan yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Ancak tasarrufu teşvik kesintisi yapılmayan sigortalılar bulunmakla beraber, tasarrufu teşvik kesintisi yapılan sigortalılar yönünden tahakkuk ettirilen kesintilerin hepsi ilgili bankaya davacı işveren … tarafından yatırıldığı anlaşılmaktadır.
3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun 4. maddesi hükmüne göre işverenler; işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar TC.Ziraat Bankası’nda işçiler adına açtıracakları “Tasarrufu Teşvik Hesabına” yatırmakla, Sosyal Sigortalar Kurumu da aynı Yasanın 7. maddesi hükmü kapsamında; işverenlerin ücretlerden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını 4. maddede belirtilen süreler içinde ilgililerin banka hesaplarına yatırmamaları halinde yatırılması gereken miktarları re’sen ya da ilgililerin başvurusu üzerine 506 sayılı Kanunun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri çevresinde gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil ile yükümlendirilmiştir.
3417 sayılı Kanun, 29.03.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarının Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanunun 10. Maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 4853 Sayılı Kanunun 7. maddesinde; “3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 8. maddesinde;“3417 sayılı kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak … Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır.
3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkılarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan kurumlar, yatırılması gereken miktarların resen veya ilgililerin başvurusu halinde yasal faiziyle birlikte … Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılmasından sorumlu olacakları…” hükmü öngörülmüştür.
Çalışanların ücretlerinden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan hesaplara yatırılmaması halinde Kurum, 506 sayılı Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri uyarınca tahsil ile yükümlü kılınmıştır. 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar uyarınca tasarrufu teşvik alacaklısına sağlanmaya çalışılan güvence; işveren karşısında güçsüz konumda bulunan çalışanın, belirtilen kesinti, katkı payı ve nema toplamı yönünden oluşan alacağını kamu alacağı seviyesine çıkarılarak, onun 6183 sayılı Kanun uyarınca davalı Kuruma tanınan olağanüstü takip ve tahsil yollarından yararlandırılması sağlanmıştır.
Görüldüğü gibi 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar ile çalışanların zorunlu olarak tasarrufa teşvik edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesi kapsamında oluşan hukuksal ilişkinin borçlusu işverendir. Buna rağmen mahkemece, kurumdan celp edilen davacı işverene ait bordrolardaki tasarrrufu teşvik kesintilerinin miktarı ile davacı işverenin sunmuş olduğu tasarrufu teşvik kesintileri aylık bildirim formlarındaki miktar arasındaki fark ayrıntılı ve açık bir şekilde karşılaştırılıp tespit edilmeden ve ücretlerinden tasarrufu teşvik kesintisi yapılmayan çalışanlar var ise, davacı işverenin bazı işçilerin ücretlerinden bu kesintiyi yapmamış olmasının hukuksal dayanağı tartışılmadan, 26.01.2010 tarihli denetime elverişsiz ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 12/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.