YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11660
KARAR NO : 2012/6855
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 7.9.1999 tarihinde meydana gelen iş kazasında kolundan yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden;davaya konu zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu,davacının hükme esas alınan sürekli işgöremezliğinin %18 oranında bulunduğu, meydana gelen kazada ,davacının %20 oranında davalının ise %80 oranında kusurunun bulunduğu,maddi zararın miktarına dair alınan hesap raporunda davacının karşılanmamış maddi zararının neticeten 14.994,93TL olarak belirtildiği,dava dilekçesinde faiz isteminin bulunmadığı,12.5.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının maddi tazminat istemini toplam 14.994,93TL na çıkardığı ve sadece maddi tazminat talebi bakımından faiz talebinde bulunduğu,ıslah dilekçesinin davalıya tebliği sonrasında süresinde davalı tarafından ıslah ile artırılan kısmı kapsayacak şekilde zamanaşımı def-i’nde bulunulduğu,mahkemece yazılan gerekçesinde zamanaşımı başlangıcı olarak davacının maluliyetinin ilk tespit tarihi olan 11.8.2000 tarihinin esas alınması gerektiğinin belirtildiği ve davacının adli müzaheretten yararlandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımına failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda kolundan yaralanan davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır. Bu durumda da ıslah dilekçesi ile artırılan 13.994,93TL maddi tazminat alacağı ile dava dilekçesi ile talep olunmayıp ıslahen istenen faiz alacaklarının tümünün zamanaşımana uğradığı ve davalının bu taleplere yönelik süresinde zamanaşımı def-i’nde bulunduğu dikkate alındığında davanın bu istemler bakımından reddinin gerektiği açık ve seçiktir.
Bunun yanında davacının ne dava ne de ıslah delikçesindeki talepleri arasında manevi tazminat talebine faiz yürütülmesi isteminin bulunmamasına rağmen HUMK’un 74 maddesinde( 6100 Sayılı HMK’nın 26.md) düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırı bir biçimde 8000,00TL manevi tazminatın faizine karar verilmesi de hatalıdır.
Hal böyle olunca, davalı tarafça süresinde zaman aşımı def-inde bulunulan maddi tazminat isteminin ıslah ile artırılan bölümü olan 13.994,93TL’lık maddi tazminat alacağı ile faiz alacaklarına dair istemlerin tümünün reddine karar verilmemesi yine davacı tarafından talep edilmemesine rağmen manevi tazminat alacağına talep aşılarak faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.