Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/22224 E. 2013/16549 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22224
KARAR NO : 2013/16549
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, ücret, ikramiye, sosyal haklar ile ihtarname masrafı ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 10.03.2005 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, görevinin gümrükleme departmanında gümrük işlemlerini takip, yurt dışından gelen tırların gümrük işlemlerinin tamamlanarak, malların boşaltılması, tırların işlemlerinin yapılarak yurtdışına gönderilmesi olduğunu, gümrüklerde olduğu dönemde, işin tamamlanabilmesi için, gece geç saatlere kadar mesai yapmak zorunda kaldğını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, işyerinde yılda 2 defa birer tam maaş oranında ikramiye ve her ay yol parası verildiğini, işveren tarafından ücretlerinin ve hizmet süresinin SGK’na eksik bildirildiğini, bu sebeplerle iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle tek taraflı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile ikramiye alacağı ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ücretinin brüt 700 TL olduğunu ve ücret bordrolarını hiçbir itirazda bulunmadan imzaladığını, ücretinin eksik ödenmediğini, işyerinde kriz nedeni ile ikramiye uygulamasının kaldırıldığını ve davacının ikramiye talebinin reddi gerektiğini, davacının fazla mesai yapmadığını, gümrüklerin resmi tatil günlerinde kapalı olduğunu, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık yapması üzerine haklı nedenle feshedildiğini ve kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işyerinde davacıya sosyal hak ve ikramiye verildiğine dair genel bir uygulama bulunmadığı, davacı tarafından sosyal yardım alacaklarının ödendiğine dair taleplerini ispat edemediği ve işyerinde devamlı olarak verilen ikramiye uygulamasının bulunduğuna dair iddiasını ispat edemediği belirtilerek bu taleplerin reddine, diğer taleplerinin ise bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 10.03.2005 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığı, taraf tanıklarının beyanları ve davalının kabul ettiği üzere işyerinde ikramiye uygulaması bulunmakta iken ekonomik kriz nedeniyle ikramiye ödemesine son verildiği anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi” başlıklı 22. maddesinde iş yeri koşullarında yapılacak esaslı değişikliklerin yapılabilme koşulları düzenlenmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 22. maddesinde: “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını veya fesih için başka bir geçerli sebebin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21. madde hükümlerine göre dava açabilir.
Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninde de açıkça “…işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamayacaktır.
Somut olay bu çerçevede irdelendiğinde; davalı işveren tarafından iş yerinde uygulanmakta olan ikramiye uygulamasına ekonomik kriz gerekçe gösterilerek son verilmiş ise de bu husus davacıya tebliğ edilmemiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2013 tarih, 2012/9-1168 esas ve 2013/281 karar sayılı ilamı doğrultusunda 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi gereğince 2005 yılında yapılan uygulama değişikliğinin işverence davacı işçiye tebliğ edilmediği ve yapılan değişikliğin davalı işçiyi bağlamayacağı anlaşılmakla, davacının ikramiye alacağına ilişkin talebi incelenerek alacak miktarı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı şekilde davacının bu talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.07.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava, bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir. Yerel mahkeme, ikramiye alacağı talebini reddetmiştir. İş sözleşmesinde ikramiye ödemesi yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. İşveren kendi insiyatifi ile bir dönem ikramiye ödemesi yapmıştır.
2008 yılında ekonomik kriz gerekçe gösterilerek ikramiye ödemesi kaldırılmıştır. Davacı 2010 yılına kadar bu duruma itiraz etmemiş ve yeni uygulamayı kabullenmiştir.
Dinlenen tanık beyanlarına göre ekonomik kriz gerekçesi ile ikramiyelerin kaldırıldığı bilindiğine göre davacının bu durumdan haberdar olmaması düşünülemez.
İşverenin tek taraflı bir armağanı gibi olan ikramiyenin kaldırılmasına yaklaşık iki yıl itiraz etmeyen davacının 2010 yılında açtığı davada ikramiye alacağı talep etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.
Bu düşünce ile yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.04.07.2013