YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7756
KARAR NO : 2013/7958
KARAR TARİHİ : 08.07.2013
MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “dava ortak sınırın belirlenmesi ve buna bağlı olarak da taşınmazların yüzölçümlerinin saptanmasına ilişkin bulunduğu, Medeni Kanun’un 650. maddesinin olayda uygulama yeri bulunmadığı halde davanın görev yönünden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, tarafların dayandıkları tapu kayıtları aynı kayıttan ifraz suretiyle oluşturulmuş olup, haritalarının bulunduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince kayıt kapsamlarının haritalarına göre belirlenmesinin zorunlu olduğu, mahkemece ifraz işlemelerine ilişkin belge ve kayıtların tümünün getirtilmediği, kayıtların haritaları teknik bilirkişi kurulu aracılığı ile usulen mahalline uygulanmadığı ve denetime elverişli krokili rapor alınmadığı, kök tapu kaydının da uygulanmadığı, haritası olup olmadığı ve ifraz işlemlerinin kök tapu kaydı ile uyarlı bulunup bulunmadığının, üzerinde durulmadığı, taşınmazların doğusundaki “Sakarya yolu” olarak gösterilen yolun sonradan kamulaştırıldığının dikkate alınmadığı, kamulaştırma belgeleri ve haritaları getirtilerek mahallinde uygulanmak suretiyle kamulaştırılan arazinin ifraz olunan arazilerden hangilerine tekabül ettiği kesin olarak belirlenmediği gibi, kabule göre de 2687 ve 2692 sayılı parseller hakkındaki dava red edildiği halde tescil hükmü kurulmayarak sicilin açık bırakılmasının da doğru bulunmadığına” değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; Komisyon kararlarının iptali ile; bilirkişi …’ın 21.09.2010 havale tarihli ek raporunda (G) harfi ile gösterilen 511,54 m2’lik yerin 2687 parsel numarası ile hudutları krokideki turuncu renkli çizgilerle belirli olarak … adına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi …..’ın 21.09.2010 havale tarihli ek raporunda (F) harfi ile gösterilen 502,75 m2 yerin 2688 nolu parsel numarası ile hudutları krokideki turuncu renkli çizgilerle belirli olarak …. adına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi …’ın 21.09.2010 havale tarihli ek raporunda (E) harfi ile belirtilen 891,30 m2’lik yerin hudutları krokideki turuncu renkli çizgilerle belirli olarak 2689 nolu parsel numarası ile ….,…,adına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi …’ın 21.09.2010 tarihli ek raporunda (D) harfi ile gösterdiği 845,79 m2’lik yerin hudutları krokideki turuncu renkli çizgilerle belirli olarak 2690 nolu parsel adı altında 5/30 hisse itibari ile …., 10/30 hisse itibari ile …., 10/30 hisse itibari ile … adına, 1/30 …, 1/30 …, 1/30 …, 1/30 …, 1/30 … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi …’ın 21.09.2010 tarihli ek raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 1.208,48 m2’lik hudutları krokideki turuncu renkli çizgilerle belirli olarak 1/3 hisse itibari ile 2691 parsel numarası ile …, … ve … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi …’ ın 14.12.2010 tarihli raporunda (H) harfi ile gösterilen 680,10 m2’lik yerin hudutları sarı renkli çizgi ile belirli olarak 2692 parsel adı altında 1/3 hisse itibari ile …,….. ve ….. adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı … vekili, davalı … mirasçısı, Hazine vekili davalı … ve 3. şahıslar 2693 sayılı parselin tapu malikleri … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava dışı hükmen kesinleşen 2693 sayılı parsel ile ilgili kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği, sabit nokta safra yolu alınarak ve eski tapu haritasına göre oluşturulan fiili kullanım durumunu gösterir kroki esas alınmak suretiyle ve krokide (H) harfi ile gösterilen yerin de eski tapu haritasında (17) numarada işaret edilen yer olduğu anlaşılmakla 2692 sayılı parsel altında tescili gerektiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dava dışı 2693 sayılı parsel hakkında 2692 sayılı parsel tespit maliki …’ın Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve ayrı yargılama yapılarak tespit gibi tescil kararı verilerek kesinleştirilmiştir. Mahkemece krokisinde (H) harfi ile gösterilen ve 2693 sayılı parsele tekabül eden yerin dava konusu 2692 sayılı parsel yeri olduğu kabul edilerek 2692 sayılı parsel altında tescil kararı verilmiştir. Esasen 2693 sayılı parsel bu dosyada görülen dava içerisinde de dava konusu olduğundan bu davadan ayrı olarak kesinleştirilmesi hukuki sonuç doğurmaz. Ancak Mahkemece 2693 sayılı parsel davalı hale getirilmeden ve 2693 sayılı parselin hükmen tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu kaydı intikaller görerek bir çok kişi adına tescil edildiği halde tüm tapu malikleri davaya dahil edilmeden 2693 sayılı parsel hakkında tescil kararı verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca öncelikle 2693 sayılı parsel davalı hale getirilerek ve taşınmaz tapuya tescil edildikten sonra tapuda el değiştirmesi nedeniyle tüm tapu kaydı hissedar maliklerinin davaya dahil edilerek taraf teşkili tamamlanmalı, bundan sonra taşınmazların sınırlarında bulunan yollar hakkında varsa kamulaştırma belgeleri ve haritaları getirtilerek zemine uygulanmak ve kamulaştırmalar ve yola terkler gözetilmek suretiyle her bir parselin kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kayıtlarındaki miktarlar esas alınmak suretiyle zemindeki eksiklik tapu miktarına göre her bir parsele yansıtılmak suretiyle parsel miktarları tespit edilmeli, taşınmazlara uygulanan ifrazen oluşan tapu kayıtları hukuki değerini koruduğuna göre kayıt maliklerinin haklarının fiili durum gözönünde bulundurulmak suretiyle ortadan kaldırılamayacağı gözetilmeli, ayrıca taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarında yapılan kayden intikaller 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 40. maddesine göre nazara alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 08.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.