Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11051 E. 2010/1610 K. 12.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11051
KARAR NO : 2010/1610
KARAR TARİHİ : 12.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … ile davalı … ve vekili avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıların Demirbağ ilçesi İğneada köyünde kuracakları tatil köyüne kendisinin de ortak yapılacağı söylenerek toplam 415.000 DM aldıklarını, ancak aldıkları taşınmazları davalıların kendi adlarına tapuya kayıt ettirdikleri gibi böyle bir ortaklık da kurulmadığını, daha sonra kendisinin dolandırıldığını anladığını, bunun üzerine ödediği paranın tahsili için davalılar hakkında icra takibinde bulunduğunu, ancak davalı borçluların başlattığı icra takibine de itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı definde bulunmuşlar, esas yönden de davacı ile birlikte kendilerinin de dolandırıldığını, davacı tarafından kendilerine verilmiş bir para olmadığını, paranın dava dışı arsa sahiplerine ödendiğini savunmuşlar ve davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına kararı verilmiştir. Hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kurulacak tatil köyüne ortak yapılacağı vaadiyle davalıların kendisinden 415.000 DM aldıklarını, ancak alınan arsaların davalılar adına tescil edildiği gibi ortaklığında kurulmadığını ve böylece kendisinin dolandırıldığını anladığını, ihtara rağmen ortaklık için alınan paranın iade edilmediğini, tahsili için yapılan icra takibine de davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini istemiş, davalılar davalıdan iddia edildiği gibi bir para almadıklarını, kurulacak tatil köyü için davacı ile birlikte dava dışı arsa sahibi … ’ya arsa bedeli olarak 1.500.000 DM ödemede bulunduklarını, davacının bizzat kendilerine bir ödemesinin bulunmadığını beyanla davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, davalı … tarafından davacıya gönderilen 9.4.2004 tarihli cevabi ihtarnamenin borç ikrarı niteliğinde olduğu gibi ayrıca yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilerek tarafların gösterdiği tanıklar dinlenmiş, dinlenen tanık beyanlarının da davacının iddiasını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 1996/45 esas 2000/38 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ile davalıların kurulacak tatil köyü için dava dışı arsa sahibi … isimli kişiden taşınmaz satın aldıkları, taşınmazların davalılar adına tescil edildiği, alınan taşınmazların tapuda gösterilen miktarda olmadıkları ve tapuların sahte olduğu, sahtecilik nedeniyle arsa sahibi ile tapu kayıtlarını sahte olarak düzenleyen Tapu ve Kadastro müdürlüğündeki görevliler hakkında açılan ceza davası sonunda davacı ve davalıları dolandıran kişilerin mahkum oldukları ve verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, yine dosya ya celbedilen Demirköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1 esas ve 2009/37 karar sayılı dosyasında davacı ve davalılar tarafından … hazinesi, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve mal müdürlüğü aleyhine tapu sicilinin düzenli tutulmaması nedeniyle açtıkları tazminat davasının dava dilekçesinde, tarafların taşınmazı birlikte satın aldıkları ve paranın dava dışı arsa sahibine ödendiği belirtilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne gerekçe olarak gösterilen … 28.noterliğinin 9.4.2004 tarih ve 11668 yevmiye nolu cevabi ihtarnamede keşideci davalı … özetle ; “ …mevcut olmayan arsaların Tapu müdürlüğü kayıtlarında varmış gibi gösterilmesi sonucu toplam 1.500.00 DM beraber dolandırıldıklarını, açılan tazminat davasının lehe sonuçlanması halinde bütün ortakların koydukları paraya göre tazminatı paylaşacaklarının, ihtarnamede belirtildiği gibi para ve her hangi bir şey almadığını açıkca belirttikten sonra devamla …sizden aldığımız paralar bu ortaklık için Sizin ödediğiniz 415.000 DM nın bir kısmı için …’a ödenen paralardır. ” şeklindeki beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesinde bu cevabı ihtarnamedeki beyanların borç ikrarı niteliğinde olduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne de olanak yoktur. Bu nedenle ve dava değerine göre dava da tanık dinlenemez ve dinlenen tanık anlatımlarına da itibar edilmez. Bu durumda davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Ancak davacı dava dilekçesinde açıkca yemin deliline dayandığından mahkemece davacının, davalıya yemin yöneltme hakkı hatırlatılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.