Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/16240 E. 2010/6081 K. 03.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16240
KARAR NO : 2010/6081
KARAR TARİHİ : 03.05.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından yapılacak olan 18960 ada 1 parsel nolu taşınmazdaki 31 nolu bağımsız bölümü eşi ile birlikte gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, satış bedeli olarak kararlaştırılan 173.160 TL’nin 48.000 TL ödediğini, kalan bedelin kararlaştırılan ödeme planında belirtilen tarihlere göre bono düzenlenerek davalıya verildiğini, bu bonolardan bir kısmının davalı tarafından tahsil edildiğini, 25.02.2005 -25.12.2005 tarihler arasındaki bonoların henüz tahsil edilmediğini, davalı şirketin iflasının mahkeme kararıyla ertelenmesinin ardından 19.02.2004 tarihinde tapu kaydının devraldığını, ancak temeli dahi atılmayan inşaat nedeniyle sadece arsa payı karşılığı olan 52.756 TL değerin devredilmiş olduğunu,sonrasında … 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 21.07.2006 tarihli kararıyla davalının iflasına karar verildiğini, bunun üzerine iflas müdürlüğüne başvurarak fazla ödenen bedelin iflas masasına alacak olarak kaydedilmesini talep ettiğini, henüz tahsile konmayan senetlerin karşılıksız kaldığını, ödenen bedelden devredilen arsa payına karşılık gelen bedelin mahsubu halinde davalıya borcunun kalmadığını, davalı şirketin edimini yerine getirmemesi nedeniyle karşılıksız kalan 25.02.2005 -25.12.2005 tarihleri arasındaki vadeleri içeren 11 adet bononun iptalini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; Davacı eldeki davada, davalıdan konut satın aldığını, davalı şirketin müteahhit sıfatıyla yaptığı konutun bedeline karşılık kendisinden aldığı senetlerden 25.02.2005 -25.12.2005 tarihleri arasındaki vadeleri içeren 11 adet bononun iptalini iştemiştir. Davacının bu talebi bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tesbiti talebini de içermektedir. Davalı şirketin satış vaadi sözleşmesi sonrasında arsa payına karşılık tapu kaydını davacıya devrettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğuda sabittir. Davalı şirket iflas etmiş ise de davacıların şirketin iflasına, iflas idaresinin kurulmasına, çalışmasına dair bir talepleri olmadığı gibi davacıların alacaklılar sıra cetveline senetlerin veya kendilerinin kayıt edilmesine dair bir talebi bulunmamaktadır. Sıra cetveline bir itirazları da yoktur. Hal böyle olunca taraflar arasındaki ihtilafın 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davalı tarafça temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2.bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 3.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.