Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3230 E. 2012/21931 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3230
KARAR NO : 2012/21931
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, 16/05/2008-23/03/2010 tarihleri arasındaki Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalılığının geçerli olduğunun ve bu tarihlerde Sosyal Güvenlik Kurumu’na tabii çalışmaları dışında kalan sürelerde 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 16.05.2008-23.03.2010 tarihleri arasında Kuruma bildirilen SSK’ya tabii çalışmalarının geçerli olduğunun ve bu tarihlerde SSK’ya tabii çalışmalar dışında kalan sürelerde, 1479 sayılı kanuna tabii sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 16/05/2008-04/08/2008 tarihleri arasında 506 sayılı kanuna tabi, 05/08/2008-02/09/2008 tarihleri arasında 1479 sayılı kanuna tabi, 03/09/2008-23/03/2010 tarihleri arasında 506 sayılı ve 5510-4/1-a kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 13/12/1990-06/05/2008 ve 05/08/2008-23/03/2010 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, davacının 13/12/1990-06/05/2008 tarihleri arasında Esnaf … sigortalılığının bulunduğu, davalı Kurum ile vergi dairesi ile yapılan yazışma sonucunda 05/06/2008-23/03/2010 tarihleri arasındaki vergi kaydı nedeniyle SSK kayıtları dikkate alınarak 04/08/2008 tarihindeki çıkışı nedeniyle 05/08/2008 tarihinde esnaf sigortalılığının yeniden başlatıldığı ve 23/03/2010 tarihine kadar devam ettiği, 16/05/2008-04/08/2008, 03/09/2008-02/02/2010, 07/10/2008-22/10/2008, 03/02/2010-03/04/2010 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık statülerinin çakıştığı 16.05.2008-23.03.2010 tarihleri arasında hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda, davacının vergi kaydı 05/06/2008 tarihinde başlamış olup, 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 04/08/2008 tarihinde son bulması nedeniyle 05/08/2008 tarihinde esnaf sigortalılığı başlatılmış ve 23/03/2010 tarihine kadar devam etmiştir. Buna göre davacının önce başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktır. Bundan sonra 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı sona erdirmeyeceği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.