Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13716 E. 2010/4244 K. 31.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13716
KARAR NO : 2010/4244
KARAR TARİHİ : 31.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıların murisi … kiraladığı taşınmazda 2001 yılı Ocak ayından 2004 yılı Mayıs ayına kadar kiracı olarak oturduğunu, kira bedellerini düzenli olarak ödediği halde davalının aleyhine kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren 1.05.2004 tarihine kadar toplam 39 aylık kira bedeli toplamı olan 9916,99 TL üzerinden icra takibi başlattığını, kira bedellerini ödediğine dair ödeme belgelerinin olduğundan davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yasal giderler nedeni ile uğradığı 2000 TL maddi tazminat ile davalının haksız takibi nedeni ile işyerinde ve aile hayatında geçirdiği itibar kaybı nedeni ile 15000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama devam ederken maddi tazminat ile ilgili davasını atiye bırakmıştır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının takip tarihi itibari 180,02 Tl borçlu olduğunun, 9736,97 TL için borçlu olmadığının tespitine, 2000 TL yasal giderler nedeni ile uğranılan maddi tazminat ile 15000,00 TL manevi tazminat ile icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, kira bedellerini düzenli olarak davalı kiralayana ödediği halde sanki hiç ödenmemiş gibi haksız olarak icra takibine uğradığından bahisle borçlu olmadığının tespiti ile takip nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için eldeki davayı açmıştır. Davacı yargılama devam ederken 2.12.2005 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat ile ilgili davasını atiye bıraktığını bildirmiş, davalılarda davacının davasını atiye bırakmasına karşı çıkmayarak muvafakat etmişlerdir. Mahkemece davacının davasını atiye bıraktığı ve aradan da 3 aydan fazla sürede geçtiği göz önüne alınarak maddi tazminat ile ilgili davanın atiye bırakıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davacının maddi tazminat ile ilgili davasının kesin hüküm oluşturacak şekilde red edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan gerekçelerle davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan gerekçelerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 446.90 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.