YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13693
KARAR NO : 2013/15578
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar verimiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde 14.02.1994-13.08.2009 tarihleri arasında tahmil ve tahliye işlerinde vinç operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında iş ilişkisinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, gemi geldikçe tahliyesinde görev almak biçiminde gerçekleşen davacının çalışmasının Kooperatif ortaklığından kaynaklanan ve bu ortaklık ilişkisine dayalı bir çalışma olduğu, Kooperatif faaliyetlerinin belirlenmesinde oy hakkı bulunduğu ve bu kapsamda kendi adına çalışan konumunda olduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinden kaynaklanan nitelikte bir alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler ölçütünün bir
arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.
Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrasında sözü edilen hususların adi kanuni karine olduğu ve aksinin kanıtlanmasının mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda davalı ile dava dışı İDÇ Liman İşletmeleri A.Ş arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.
Davacının çalışma dönemi içerisinde kullandığı vinçin mülkiyetinin kime ait olduğu belirlendiktan sonra davalı ile dava dışı İDÇ Liman İşletmeleri A.Ş arasında 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesi kapsamında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Dosya içeriğine ve iş müfettişinin tespitlerine göre iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığı anlaşılan vinç operatörü olan davacının gerçek işverenin davalı Kooperatif veya dava dışı şirket olup olmadığı, her iki tüzel kişilik arasında geçerli bir asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Bu yönde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaya dayanması halinde davanın gerçek işverene yöneltilmesi için davacıya süre verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.