Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/2904 E. 2012/21800 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2904
KARAR NO : 2012/21800
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, 31/12/1978-14/02/2005 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğunun tespitiyle, talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 31.12.1978 – 14.02.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılması ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının 31.12.1978 – 14.02.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; …/Acılar nüfusuna kayıtlı ve 1952 doğumlu olan davacının sicil dosyasına …/… nüfusuna kayıtlı 1952 doğumlu dava dışı …’nın evraklarının girdiği, bu kişinin bütün işlemlerinin davacının sicil numarası üzerinden devam ettiği, davacının bilgileri de dikkate alınarak dava dışı …’ya yaşlılık aylığı bağlanması için işlemler yapıldığı, fakat yanlışlığın farkedilmesi üzerine işlemlerin iptal edildiği, bu sırada davacının da 08.08.2008 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, davacıya da dava dışı …’nın bilgileri de esas alınarak 22.000,00 TL prim borcu ödettirilip 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı ve dava dışı …’nın banka şubesi olan Siyavuşpaşa şubesinden ödeme yapıldığı, davacının şube değişikliği talep etmesi üzerine de yanlışlığın farkedilerek davacının aylıklarının iptal edildiği ve borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının vergi kaydına istinaden 16.06.1976 tarihi itibari ile 1479 sayılı yasa kapsamında tescil edildiği, 18.05.1976 – 31.12.1978 ve 14.02.2005 – 31.05.2008 tarihleri arasında sigortalı sayıldığı hususunda uyuşmazlık yoktur.
Ancak; davalı Kurum 01.06.1982 – 31.05.2008 tarihleri arasındaki sürede (kabul edilen süreler hariç olmak üzere) davacının değil diğer …’nın sigortalı olduğunu kabul etmektedir. Gerçekten de; davacının tahsis talebine kadar vergi kaydı bulunan süreler 18.05.1976 – 01.04.1977, 16.06.1977 – 31.12.1978 ve 14.02.2005 – 31.05.2008 tarihleri arasındaki sürelerdir. Davacının 16.06.1976 – 27.12.1978 tarihleri arasındaki oda kaydı ilgili odadan sorulmuş, oda; davacının bu tarihlerde kaydının olmadığını bildirmiştir. Bu halde davacının sadece 04.11.1977 – 31.12.1978 tarihleri arasında oda kaydı ve 17.11.2006 – 18.07.2008 tarihleri arasında da sicil kaydı bulunmaktadır. Davacının sicil dosyasında mevcut ve … adına düzenlenmiş 01.06.1982 – 31.12.1986, 01.01.1987 – 31.12.1988, 01.11.1992 – 31.12.1995, 01.01.1996 – 31.12.1996 tarihleri arasındaki vergi kaydı, 16.06.1976 – 25.12.1978 ve 24.12.1984 – 02.05.2006 tarihleri arasındaki oda kaydı ile 31.12.1984 – 05.05.2006 tarihleri arasındaki sicil kaydının dava dışı …’ya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacının prim ödemeleri ise; 02.11.1976 tarihinde 171,00 TL, 31.03.1977 tarihinde 156,00 TL, 08.08.2008 tarihinde 18,81 TL ve 08.08.2008 tarihinde 22.000,00 TL şeklindedir.
Somut olayda; her ne kadar davacı 16.06.1976 tarihinde tescil edilmişse de vergi ve oda kaydının 31.12.1978 tarihinde sona erdiği, bu tarihten itibaren 14.02.2005 tarihine kadar da 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmasını gerektirecek hiçbir kaydının olmadığı, aynı zamanda bu tarihler arasında prim ödemesinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının düzenli prim ödemesi de bulunmadığına göre, 2008 yılında yapılan toplu prim ödemesi ile geçmişe yönelik sigortalılık elde etmesi mümkün değildir. Ayrıca, her ne kadar tanıklar davacının 1976 yılından beri kendi nam ve hesabına çalıştığını beyan etmişlerse de tanık beyanları ile de geçmişe yönelik sigortalılık elde edilemez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.