Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/3459 E. 2013/3774 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3459
KARAR NO : 2013/3774
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
MÜDAHİL DAVACILAR : …, …

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sonucu …Köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 101 ada 93 parsel sayılı taşınmaz mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmış, davacı …, miras yolu ile gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına olan kaydın iptal edilerek kendisi ve ağabeyi … adına müştereken tescili istemi ile dava açmıştır.Yargılama devam ederken … ve … davaya katılarak çekişmeli taşınmazın davacılar ile birlikte adlarına tescilini talep etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın mera tespit kaydının iptal edilerek …, … ve … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Hüküm günü yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilmesi gerekir. Dosya içerisinde bulunan Eleşkirt Tapu Müdürlüğünün 24.10.2011 tarihli yazısından dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 2009/167 esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilmiştir. Tutanağı kesinleşmemiş taşınmaz hakkında tespit tarihinden önceki sebebe dayalı olarak açılan davalarda Kadastro Mahkemeleri görevlidir. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olup olmadığı araştırılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de çekişmeli taşınmazın zilyetlik ile kazanılması mümkün yerlerden olduğu ve zilyetlik ile iktisap koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, taşınmaz mera vasfı ile sınırlandırıldığı halde keşifte dinlenen yerel bilirkişilerden ikisi, usule aykırı olarak çekişmeli taşınmazın bulunduğu köy halkından seçilmiş; taşınmazın niteliği ile ilgili olarak uzman ziraat mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, dava konusu edilen parselin mera sicil kaydı ya da tapu kaydı ve kadastro tutanak örneği ile komşu parsel tutanakları getirtilmemiş, davacı tarafın dayandığı 1937 tarih ve 203 sayılı tahrir kaydı keşifte yöntemince zemine uygulanmamış, sadece fen bilirkişisinin vergi kaydının dava dışı 101 ada 96 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte çekişmeli taşınmazı da ./….

2013/3459-3774 S/2

kapsadığını belirten görüşü ile yetinilerek hüküm kurulmuş, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi ve süresi de araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeleri getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde komşu köylerden; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları ve üç kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davacı tarafın dayandığı vergi kaydı hudutları mahalli bilirkişilerden sorulmalı, tespit edilemeyen hudutlar açısından taraflara tanık dinletme imkanı verilmeli, üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporundaki bulguların değerlendirilmesi suretiyle taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı, bilimsel verilere dayalı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın vasfı kesin olarak saptanmalı, öncesinin kadim mera olduğunun anlaşılması halinde üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuki olarak değer taşımayacağı dikkate alınmalıdır. Fen bilirkişisine yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaretlettirilmeli ve uygulanan vergi kaydının kapsadığı alanı gösterir, denetime açık ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, taşınmazın keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırları fen bilirkişisine kabaca işaretlettirilmelidir. Bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, keşif tutanağı duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup, keşfe katılanlar tarafından imza altına alınması gerektiği halde 18.06.2012 tarihinde yapılan keşif zaptının hakim tarafından imzalanmamış ve …, mahalli bilirkişiler … ve … ile kimlik bilgileri tutanağa yazılmadığından davacı ile aynı kişi olup olmadığı kontrol edilemeyen tespit bilirkişisi … imzalarının alınmamış olması, ayrıca hükümde çekişmeli taşınmazın lehlerine karar verilenler adına hangi paylarla tescil edileceği belirtilmeyerek kararın infaz kabiliyetinin ortadan kaldırılmış olması da doğru değildir. Davalı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.