Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/12489 E. 2010/16015 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12489
KARAR NO : 2010/16015
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

… vekili avukat … ile …… Turizm Seyahat A.Ş aralarındaki dava hakkında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11.6.2009 tarih ve 377-270 sayılı hükmün Dairenin 28.6.2010 tarih ve 2303-9536 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalının vekili sıfatıyla dava dışı şirket tarafından aleyhine açılan alacak davasını ve ayrıca karşı dava açıp takip ettiğini, lehe karar verildiğini ve ihtara rağmen 2.000 TL. dışında vekalet ücretinin ödenmediğini, bu nedenle haklı olarak istifa ettiğini bildirdiğini ileri sürerek, ödenen miktarın mahsubu ile 15.860 TL. bakiye vekalet ücreti ile karşı yan vekalet ücreti toplamı 33.735 TL.nin yasal faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.860 TL. nin temerrüt tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine hüküm, Dairemizce onanmış, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacının 5.7.2002 tarihinde aldığı vekaletle davalı adına dava dışı şirket tarafından davalı aleyhine açılan ve 2004/75 esasta görülen davada ve açtığı karşı davada avukatlığını yaptığı ve mahkemece, 19.9.2007 tarihinde de asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne ilişkin karar verildiği ve taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı avukatın karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti talebinin, avukatlık kanunundaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenlemesinin, hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kural olması ve HMUK’ta düzenlenen davanın tarafları ve hükmün kimlere yönelik olacağına ilişkin hükümleri kaldırıcı nitelikte olmadığı gerekçesi ile bu talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı avukatın 18.1.2008 tarihli ihtarla vekalet ücretinin ödenmesini talep ettiği, yine 22.5.2008 tarihli ihtarla da ödeme yapılmadığından haklı olarak istifa ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Yine dosya içinde bulunan tarihsiz yazı ile de davacının, davalı tarafa

2010/12489-15615
mahkeme ilamını gönderdiği, bakiye harcı ödemeyi talep ettiği de anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmüne göre, karşı tarafa yükletilen vekalet ücreti avukata ait olup Vekil edenin avukatına ödeme borcu da, bunun karşı taraftan tahsil edildiği anda doğar. Henüz karşı taraftan vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş olan müvekkilden, avukat bu ücret alacağını isteyemez. Ancak kural böyle olmakla birlikte, hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlı kalmamalı, Avukatlık Kanununun 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapılmalı, özellikle MK’nun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasına, dürüstlük kurallarının ihlaline izin verilmemeli, gerektiğinde müvekkilin bu alacağını karşı taraftan tahsil etmiş olduğu da kabul edilmelidir.
O halde, mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durularak bir araştırma ve inceleme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerendirme ile yazılışekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının bu konudaki karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemize ait 28.6.2010 tarihli, 2010/2303 esas, 2010/9536 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Dairemize ait 28.6.2010 tarihli, 2010/2303 E. 2010/9536 K. sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan 35.50 Tl temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.