Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8215 E. 2010/16410 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8215
KARAR NO : 2010/16410
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davacı …’ ın davalıya ait işyerini 1.5.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile üç yıl süre ile kiraladığını, sözleşme gereğince 2003 ve 2004 yılları kira bedeli için senetler düzenlendiğini, diğer davacı …’ ün kefil olarak senetleri imzaladığını, yurt dışına bulunduğu sırada davalı tarafından işyerine fiilen el konularak kiracılığına fiilen son verildiğini ileri sürerek 20.5.2004 vadeli 10.000.00.TL bedelli ve 20.6.2004 vadeli 18.600.00.TL bedelli senetlerin iptali ile bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, 2004/746 Esas sayılı dava ile de 20.5.2004 vadeli 10.000.00.TL bedelli senedin davalı … tarafından icraya konulduğunu, senedin teminat senedi olup bono niteliğini taşımadığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir.
Davalı …, davacıların işyerini terk edip gittiklerini, işyerini 2004 yılı ortalarında teslim alabildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Birleşen dosya davalısı … , senedi alacağına karşılık aldığını teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 02.06.2008 gün ve 2008/6882 Esas 2008/7584 Karar sayılı ilamı ile “Davacı …, davalı … Demirbaşa ait taşınmazı 1.5.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile üç yıl süre ile kiraladığını, taşınmazın 2003 ve 2004 yılları kira bedelleri için senetler verdiğini, davalıca işyerine kira sözleşmesi süresi içerisinde el konularak sözleşmenin fiilen sona erdiğini belirterek, verilen 2010/8215-16410
Senetlerin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmış, davalı ise davacının bu yeri fiilen terk ettiğini, 2004 yılı ortalarında teslim alabildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Dosyaya sunulan 1.11.2003 tarihli kontratta işyerinin davalı … tarafından Mümüne Kayaya kiraya verildiği ve davacı tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/401 Değişik … sayılı dosyası ile 15.12.2003 tarihinde yaptırılan tespitte işyerinin Mümine Kaya tarafında işletildiği anlaşıldığına göre davacıların bu tarih itibariyle işyeri ile herhangi bir ilgilerinin kalmadığının kabulü gerekir. Dava konusu senetlerin arkasında “1 Mayıs 2004 ile 1 Mayıs 2005 tarihleri arasındaki kira bedeli için verilmiştir 1 Mayıs 2002 tarihli kira kontratına bağlı senettir” şerhinin düşüldüğü anlaşıldığına ve kiracılığın bu tarihten çok önce sona erip davalı … tarafından kiraya verildiği de sabit olduğuna göre davalı … tarafından kira alacağından kaynaklanan bir alacağının varlığından bahsedilemez. Böyle olunca davacıların asıl davaya yönelik borçlu olmadığının tespiti ile 20.6.2004 vadeli 18.600.00.TL bedelli senedin iptaline karar verilmesi” gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, davacılar ile davalı … … ın karar düzeltme talebinde bulunmaları üzerine Dairemizce ” birleştirilen davanın konusu olan senedin üzerindeki şerhlerden söz konusu senedin “1.5.2004 ile 1.5.2005 tarihleri arasındaki kira bedeli için verildiği” “kira kontratına bağlı senet” olduğu bu durumda senedin kira bedelinin teminatı olarak verildiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda birleşen davanın davalısı …’ nın bu senedin teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı savunmasının gerçek dışı olduğu anlaşılmaktadır. Senedi ciro yolu ile kiralayan şahıslardan alan davalı …’in bu senede dayanarak bir talepte bulunabilmesi, ancak kiralayan durumunda bulunan asıl davalının mecuru davacıya kullandırması halinde mümkündür. Karar düzeltme talebiyle ilgili Dairemiz bozma kararında açıklandığı üzere senet metninde belirtilen dönemde mecurun davacıya kullandırılmadığı bu dönemden çok önce davacının mecuru kullanmasının engellendiği böylece birleşen davanın konusu olan teminat senedinin konusunz kaldığı birleştirilen davanın davalısı …’ nın davacıdan bu senet dolayısıyla her hangi bir talepte bulunmayacağı açıktır. Böyle olunca davacıların birleştirilen davaya da yönelik olarak borçlu olmadıklarının tespiti ile 20.5.2004 vadeli 10.000.00.TL bedelli senedin de iptaline karar verilmesi gerekir. Mahkeme kararının daha önce belirtilen bozma nedenlerine ilaveten bu nedenlede bozulması gerekir, daha önce temyiz incelemesi nedeniyle belirtilen bozma nedenlerine ek olarak yukarıda belirtilen nedenlede birleştirilen dava ile ilgili hükmün bozulmasına” karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın ve birleşen … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2004/746 Esas sayılı davasının kabulüne, 20/05/2004 vadeli 10.000.00.TL bedelli ve 20.06.2004 vadeli 18.600.00.TL bedelli senetlerin iptaline, bu senetlerden dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitine, davaya konu bono bedelleri üzerinden hesaplanacak %40 tazminatın davalı …’ den alınarak davacılara ödenmesine, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2004/746 Esas 2004/66 Karar sayılı 2010/8215-16410
dosyasındaki talebin kabulü ile … 2. İcra Müdürlüğü’ nün 2004/5695 Esas sayılı takibin iptaline, birleşen davada dava konusu bono bedeli üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalı …’ dan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı … ile birleşen dava davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar yargılama sırasında verdikleri dilekçe ve 21.03.2006 tarihli celsedeki beyanlarında birleşen dava davalısı … yönünden borçlu olmadıkları senet bedelini icra dosyasına ödemek zorunda kaldıklarından icra dosyasına ödenen paranın ödeme tarihlerinden başlayarak faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmelerine rağmen Mahkemece, 20/05/2004 vadeli 10.000.00.TL bedelli senedin iptaline, bu senetten dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitine, … 2. İcra Müdürlüğü’ nün 2004/5695 Esas sayılı takibin iptaline, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve birleşen dava davalısının aşağıdaki 3. nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-İ.İ.K.’ nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçluyu menfi tesbit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklının kötüniyetli olması da gerekir. Başka bir deyişle, davalı alacaklı icra takibi yapmakta kötüniyetli değilse aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda, birleşen dava davalısı …’ nın yaptığı icra takibinde kötüniyetli olduğu davacılar tarafından ispat edilmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Ayrıca davalı … tarafından davacılar aleyhine herhangi bir icra takibi de yapılmamıştır. Hal böyle olunca davalının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine de kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı ve birleşen dava davalısı aleyhine ayrı ayrı kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı ve birleşen dava davalısının sair temyiz itirazlarının reddine, 3. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı ve birleşen dava davalısı yararına BOZULMASINA, 135,00 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …’ya iadesine, 386,00 TL peşin alının temyiz harcının istek halinde iadesine, 521,00 TL peşin alının temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 07.15.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.