Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/5265 E. 2011/1156 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5265
KARAR NO : 2011/1156
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 3 parsel sayılı 218,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, zilyedi yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17.maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği belirtilerek davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, tapu kaydına ve bağışlamaya dayanarak taşınmazın kadastro sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kaldığı, kayıt … davacı …’ya bağışlandığı, bağışlamaya davacının kardeşi … tarafından da muvafakat edildiği, buna göre, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/A maddesinde düzenlenen şartların oluştuğu kabul edilmek sureti ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına, yasa hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Davacının murisi ….. 09.10.1997 tarihinde vefat etmiş olup terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Davacı dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında dava konusu taşınmazın annesi tarafından ölmeden önce kendisine bağışlandığını ve kardeşi …’nun da bu bağışı kabul ettiğini iddia etmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 16.08.2007 tarihli belgede, kayıt … …..’nın mirasçılarından …’nun 106 ada 3 sayılı parseli, annesi …’nın sağlığında kardeşi ….ye verdiğini belirterek kendisinin de bu bağış işlemine muvafakat ettiğini beyan ettiği görülmekte ise de; adı geçen 10.09.2009 tarihli duruşmada tercüman aracılığı ile tanık olarak alınan beyanında “dava dilekçesinde belirtilen taşınmazı annesi …’nın sağlığında kendisine ve diğer kardeşlerine bağışlamadığını, annesine ait bahçe niteliğindeki taşınmazda kendisinin de hakkı bulunduğunu ve hakkını talep ettiğini; annesi tarafından…’ye bağışlanan taşınmazın başka bir taşınmaz olduğunu ve o taşınmazın bağışına muvafakat ettiğini” belirtmiştir. Buna rağmen Mahkemece mirasçı …’nun bağışına muvafakat ettiği taşınmazın dava konusu taşınmaz olup olmadığı belirlenmemiştir. Yine kayıt malikinin aile kayıt tablosuna göre davacı … kardeşi … dışında….. ve….. adında iki mirasçısının daha bulunduğu, her ne kadar adı geçenlerin vatandaşlıktan çıkartıldıkları belirtilmekte ise de, annelerinden gelen miras hakkı nedeniyle paydaş oldukları tartışmasızdır. Elbirliği mülkiyetinde TMK.nun 701 ve 640. maddesi hükümleri göz önünde tutularak davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya mirasçılardan biri tarafından açılan davaya, diğer mirasçıların olurlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması, ya da miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği, taraf teşkilinin dava koşullarından olduğu göz ardı edilerek uyuşmazlığın esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 10.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.