Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9316 E. 2010/18074 K. 27.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9316
KARAR NO : 2010/18074
KARAR TARİHİ : 27.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki borçsuzluğun tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının herhangi bir belgeye dayanmaksızın hakkında icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibine süresi içerisinde itiraz edemediğini ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile evlenmeye yönelik bir arkadaşlıklarının olduğunu, davacının hastalanması üzerine kendisinden borç para istediğini, çeşitli tarihlerde davacıya borç paralar gönderdiğini, davacının aldığı borçları iade etmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir..
2-Her ne kadar davalı karz akdinden dolayı alacaklı olduğunu ispat için herhangi bir yazılı delil ibraz edememiş isede, davalı cevap dilekçelerinde bilcümle yasal delil demekle yemin deliline de dayandığı anlaşılmakta olup, bu itibarla davalıya, karz akdini ispat zımnında davacı tarafa yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykıdır. Bozmayı gerektirir.
2010/9316-18074
Kabule göre ise İİK.nun 72.maddesi uyarınca icra takibinde bulunan alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olmasının yanısıra kötüniyetli bulunması da şarttır. Diğer bir değişle davalı alacaklının icra takibinde haksız olması tazminata hükmedilebilmesi için yeterli olmayıp ayrıca kötüniyetli bulunması gerekir. Somut olayda davalının kötüniyetli olduğu ispat edilememiştir. Buna göre davalının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 140.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.