Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/4205 E. 2011/884 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4205
KARAR NO : 2011/884
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 224 parsel sayılı 6367.81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına payları oranında tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 6/12 pay tespit maliki …’a husumet yönelterek taşınmazın murisi Hacı Bozdayı’dan intikal ettiği iddiasına dayanarak … mirasçıları adına tesçil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1.maddesi gereğince reddine ve çekişme konusu 102 ada 224 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tespit maliki adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillere göre de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle, dosya ikmal edildikten sonra tayin edilecek keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle, araç gideri ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmeli, bu süre tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesi hükmü göz ardı edilmemelidir. Mahkemece 13.10.2009 tarihli celsede masraflarla ilgili bölümde yerel bilirkişi adayları, davacının 5.5.2008 tarihli dilekçe ile bildirdiği tanıkları ve tespit bilirkişileri için ücret takdir edilmemiş ve adlarına çıkartılacak davetiyeler için gerekli giderler belirlenmemiştir. Davacı tarafa tespit bilirkişileri, yerel bilirkişi adayları ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye için gerekli giderler belirlenip yatırılması için makul süre verilmeden bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Keşif günü önceden tebliğ edilemeyen yerel bilirkişi ve tanıklar keşif mahallinde hazır bulunamayacağına göre, yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, yasaya uygun olmayan bir ara kararına dayanılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.