Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10909 E. 2010/17415 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10909
KARAR NO : 2010/17415
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, … plaka sayılı, 1987 model, Wolksvagen Golf marka aracı, 13.12.2004 tarihinde, noter satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını, ancak söz konusu aracın gümrük işlemlerine tabi tutulmadan kaçak yollarla ülkeye getirilmiş olması nedeniyle, 20/04/2007 tarihinde Cumhuriyet Savcılığınca elinden alınarak bağlandığını, bu durumda davalıya … olduğu 11.000 TL satış bedelinin kendisine iadesi gerektiğini ileri sürerek, 11.000 TL’nin, satış tarihi olan 13.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisinin de aracı üçüncü kişiden satın aldığını, bir yıl kullandıktan sonra 4.436,00 TL bedelle davacıya sattığını, aracın kaçak yollarla ülkeye getirildiğini bilmediğinden iyiniyetli olduğunu, davacının aracı üç yıl fiilen kullanmış olması nedeniyle kira bedeli ile araçta meydana gelen değer kaybının alacaktan mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satış konusu aracın davacının elinden alınmış olması nedeniyle, davalının aldığı satış bedelini iade etmekle yükümlü olduğu, satış bedelinin 11.000 TL olduğunun yazılı delille kanıtlanamadığı, davalının tazminat isteminin ise, davacının iyiniyetli zilyet olması nedeniyle yerinde görülmediği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, noter satış sözleşmesinde satış bedeli olarak yazılı olan 4.436,00 TL’nin dava tarihi 24/08/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 189. ve devamı maddelerinde düzenlenen, zapta karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesinde satıcının zapta karşı tekeffül borcunu düzenleyen Borçlar Kanununun 189. maddesinde,
2010/10909-17415
satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zapt edilmesinden, alıcıya karşı mesul ve zamin olduğu açıklandıktan sonra, devamındaki maddelerde de, (BK.189-193 mad.) bu yükümlülüğün koşulları ve zararın kapsamı konusunda açıklamalar getirilmiştir. Borçlar Kanununun 192. Maddesinde, satılanın tamamen zaptı halinde, satımın münfesih addolunacağı ve alıcının, satıcıdan aynı maddenin 1, 2, 3 ve 4. bentlerinde yazılı zararları isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu hükümlere göre, satılanın tamamen zaptı halinde alıcı, satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereler düşülmek suretiyle, … olduğu semenin faizi ile birlikte iadesini isteyebilir. Satım bozulduğuna göre, satıcının mal varlığında satım bedeli nedensiz kalır. Bu itibarla satış bedelinin alıcıya her halde geri verilmesi gerekecektir. Alıcının, satıcıdan isteyebileceği zarar ise, “menfi zarar”dır. (Örneğin, alıcının, satım sözleşmesinin kuruluşu ve ifası için yaptığı ve artık kendisi için tamamen boşa gitmiş sayılan giderler. Borçlar Kanunu Madde 192/4) Hemen belirtilmelidir ki, alıcının, satılanın tamamen zaptı halinde satıcıya karşı ileri sürebileceği bu istemlerin kabul edilebilmesi için, satıcının kusurlu olup olmaması, sonuca etkili değildir. Zira satıcının bu konudaki sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bununla beraber satıcı, menfi zarar dışında, hiç bir kusurun kendisine yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının, satılanın zaptı yüzünden uğradığı diğer her türlü zararlarını da ödemekle yükümlüdür. (Borçlar Kanunu Madde 192/son fıkra).
Somut olayda, davacının 13.12.2004 tarihinde davalıdan noter satış sözleşmesi ile satın alıp, adına tescil ettirdiği aracın, gümrük işlemlerine tabi tutulmadan kaçak yollarla ülkeye getirilmiş olması nedeniyle, 20/04/2007 tarihinde Cumhuriyet Savcılığınca zapt edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, davacı tarafından ödenen satış bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki aracın, satış tarihinden (13.12.2004) zapt edildiği tarihe (20.4.2007) kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 192 maddesinin 1.bendi gereğince, “alıcının istihsal ettiği yararlanmanın” da satış bedelinden tenzil edilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilmiştir. Oysa ki, satılanın zaptı ile birlikte, alıcının satılandan elde ettiği faydaların da, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre hükmedilen alacaktan mahsubu gereklidir. (Bkz. Dairemize ait 2001/12719 esas, 2002/3023 karar sayılı 22.3.2002 tarihli; 1983/6286 esas, 1983/7556 karar sayılı 3.11.1983 tarihli kararlar da aynı doğrultudadır.) O halde mahkemece, satım konusu aracın, davacının elinde kaldığı süre içinde, araçtan elde edilen yararlanma miktarı belirlenip, belirlenecek bu miktarın, davacı alacağından mahsubundan sonra kalan bakiye miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, Borçlar Kanununun 192. maddesi gözardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykrı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2010/10909-17415
Davacı, zapt edilen araç nedeniyle davalıya 11.000,00 TL satış bedeli ödediğini ileri sürerek, ödediği bedelin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise, satış bedelinin noter satış sözleşmesinde belirtildiği gibi, 4.436,00 TL olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından davalıya satış bedeli olarak 11.000,00 TL ödendiğinin ispat edilmediği gerekçesiyle, 4.436,00 TL Üzerinden hüküm kurulmuşsa da, davalının babası olan dava dışı … Karaduman, Felahiye Jandarma Karakolunda olayla ilgili vermiş olduğu 19.3.3007 tarihli ifadesinde, “…araç kızım … üzerine ruhsatlı idi. Ancak alışını da satışını da vekaletle ben yapmıştım. ….aracı 9.500,00 TL karşılığında satın aldım. Bir yıl sonra kasabamız halkından …’a 11.000,00 TL karşılığında sattım.“, davalı ise aynı tarihli ifadesinde, “Benim araçla ilgili bir bilgim yoktur. Bütün işlemleri babam yapmıştır.” şeklinde beyanda bulunmuş olup, gerek davalının vekili olarak hareket eden dava dışı … Karaduman’ın, gerekse davalının, söz konusu bu beyanları gereğince, aracın satış bedelinin 11.000,00 TL olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da, aracın satış tarihi itibariyle ikinci el piyasa rayiç değerinin 11.000,00 TL olduğu belirtilmiş olup, az yukarda 1. bentte de değinildiği üzere, satıcı, satılanın tamamen zaptı halinde, alıcının uğradığı zararları ödemekle yükümlü olup, mahkemece 11.000,00 TL üzerinden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde 4.436,00 TL üzerinden hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarda açıklanan 1. bent gereğince davalı, 2. bent gereğince ise davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 65.90 TL. temyiz harcının istek halinde davalı ve davacıya iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.