YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5442
KARAR NO : 2012/23546
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … Çalışgına tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.10.2000 – Temmuz 2005 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı işverene bağlı olarak, hizmet akdi ile çalıştığının ve 2000 yılı itibariyle 1.10.2000 – 31.12.2000 dönemi dikkate alınarak 90 gün, 1.1.2001 – 31.12.2001 dönemi dikkate alınarak SGK ye bildirilen süre dışında 124 gün, 4.12.2004 – 31.12.2004 döneminde SGK ye bildirilen süre dışında kalan 8 gün olmak üzere toplam 222 gün davalı işveren nezdinde çalıştığının TESBİTİNE, fazlaya ilişkin isteklerin REDDİNE. karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarının getirtildiği,davacının SGK’da bildiriminin 1059390 sicil nolu davalı işyeri tarafından 4.5.2001 ve 4.12.2004 tarihlerinde yapıldığı, davalı işyerinden 2004/5,6,7,8,9, 30 ar gün ve 2004 yılında 169 gün , 2005/1,2,3,4,5,6 30’ar gün bildirim yapıldığı ve hizmet cetvelinde gözükmemekle birlikte Kuruma verilen dönem bordrolarında 2001/2-116, 2001/3-120, 2002/1-120, 2002/2-120, 2003/1-120, 2003/2-120, 2003/3-120, 2004/1 -120 gün çalışmalarının bildirildiği anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve
Bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanığının bordro tanığı olmasına rağmen 2.3.2004 tarihinde işe girdiği, davacının 2000,2001 yıllarını içerir çalışmaları yönünden bordro tanığı olmadığı, üstelik davacı ile daha sonradan ortak bir işyeri açtıkları bu nedenle de tarafsız bordro tanığı olmaktan çok davacı tanığı sıfatının olduğu, ayrıca tek tanık beyanı ile hizmet hususunun Hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatının, tanık beyanının doğruluğunun kontrolü yapılamadığından mümkün olmadığı ve bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak …, davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında çalışmaları bulunanlar içerisinden adları resen belirlenecek bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, bordro tanıklarının beyanlarının yetersiz olması durumunda davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip gerekirse davacıdan ders almış kursiyerler, bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.