YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16117
KARAR NO : 2010/7161
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 3.06.1993 tarihli harici sözleşme ile davalıdan 10.000.000 Tl (10,00 Tl) bedelle 8759 parselde kayıtlı taşınmazdan 250 m2 yüzölçümündeki kısmını satın aldığını, davalının uzun bir süre tapunun devrini verme vaadi ile kendisini oyaladığını,30.05.2008 tarihli ihtarname ile tapu devrinin verilmesini davalıdan talep ettiği halde davalının olumlu veya olumsuz bir cevap vermediğini ileri sürerek sözleşmeye dayanarak davalıya verdiği satış bedeli kadar davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek fazla hakları saklı şimdilik satın aldığı 250 m2 taşınmazın rayiç değeri olarak 7000 TL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satış geçersiz olduğundan ödenen bedelinde, dava, sebepsiz iktisap hükümlerine göre BK.66.maddesindeki bir yıllık süre geçirilerek açıldığından zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile haricen düzenlenen 3.06.1993 tarihli sözleşme ile 8579 nolu parselden 250 m2 yeri satın aldığını davalının tapu devrini yıllarca oyalayarak vermediğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsili isteminde bulunmuş, davalı zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MKmd.706, BK md 213, Tapu kanunu md 26 ve Noterlik Kanunu md 60) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Haricen taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerde,7.6.1939 tarih ve 1936/31 esas 1939/47 karar sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, Borçlar Kanunun 61 ve 66. maddelerindeki zaman aşımı uygulanmaz. Aynı kanunun 125.maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan B.K 125 maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Sözleşme tarihi olan 3.6.1993 ile dava tarihi olan 4.7.2008 tarihi arasında 10 yıllık süre geçtiği anlaşılmaktadır ancak zilyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeyeceği açıktır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı tapuda devir işleminin yapılmayacağının anlaşıldığı tarih olup şayet satışa konu taşınmazın zilyetliği alıcıya devredilmiş ise zamanaşımı işlemez. Taraflar arasındaki harici sözleşmede zilyetliğin devri ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır. Öyle olunca mahkemece açıklanan hususlarda tarafların delilleri toplanarak zilyetliğin devredilip edilmediği edilmiş ise zamanaşımının işlemeyeceği, edilmemiş ise tapuda devirin yapılamayacağının anlaşıldığı tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı araştırılıp, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde olayda uygulama imkanı olmayan B.K 66 maddesinin uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.