Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/5390 E. 2013/6025 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5390
KARAR NO : 2013/6025
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Köyü çalışma alanında bulunan 140 ada 93 ve 148 ada 4 parsel sayılı 1353,09 ve 1207,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan olan dedeleri … …’dan kaldığını ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak, miras payı oranında adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı … …’dan kaldığı ve terekenin mirasçılar arasında haricen ve rızaen taksim edildiği kabul edilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun değildir. Davacı, çekişmeli taşınmazların davalılar ile müşterek kök murisleri …’den kaldığını ve … terekesinin taksim edilmediğini ileri sürerek kadastro tespitlerinin miras payı oranında iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı karşısında, çekişmeli 148 ada 4 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 349,32 metrekare yüzölçümündeki bölümünün, davalıların babası … … tarafından 15.07.1989 tarihli senetle üçüncü kişiden satın alındığı, taşınmazın geriye kalan 858,46 metrekare yüzölçümündeki bölümü ile 140 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tarafların müşterek murisi …’den kaldığı anlaşılmaktadır. İhtilaf, …’den kalan taşınmazların mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı, taşınmazların taksim edilmediğini ileri sürdüğüne ve taksim olgusunu kanıtlama yükümlülüğü taksime dayanan tarafa ait bulunduğuna göre; somut olayda ispat külfeti davalı tarafa düşmektedir. Taksimin varlığına dayanan tarafın, taksime tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin katıldığını, taksim hususunda rızai bir anlaşma olduğunu ve taksimin bozulmadığını, taksim sırasında hangi mirasçıya hangi taşınmazların isabet ettiği kanıtlanması gerekir. Somut olayda dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları yöntemine uygun bir taksimin varlığına işaret etmemektedir. Davalıların babası … …’nin, mirasçılardan …’nın miras payını satın aldığına dair 28.06.1990 tarihli senet de, taksimin yapılmadığı kanaatini desteklemektedir. Hal böyle olunca Mahkemece, 148 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 349,32 metrekare yüzölçümündeki (A) bölümü dışında kalan 858,46 metrekare yüzölçümündeki bölümü ile 140 ada 93 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile kadastro tespitinin iptaline ve davacının miras payı oranında adına tapuya tesciline, bu taşınmazların kalan payları ile 148 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (A) bölümünün tespit gibi tesciline verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.