Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1989 E. 2011/1236 K. 14.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1989
KARAR NO : 2011/1236
KARAR TARİHİ : 14.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle “Yargılamanın 3402 sayılı Yasa’nın 28.maddesine uygun şekilde yargılamanın yürütülmediği gibi aynı Yasa’nın 36.maddesine uygun tebligat da yapılmadığı belirtilerek; öncelikle usule ilişkin olan mazeretin reddi ya da kabulü yönünde bir karar verilerek 28.madde koşullarının değerlendirilmesi, davacı tarafça yöntemince dava sebep ve delillerini bildirildiği takdirde dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra gerektiğinde 3402 sayılı Yasa’nın 36.maddesine göre tebligat yapılması hususunun düşünülmesi gerektiği, somut olayda ise 28.maddeye göre hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen işin esasına girilerek kesin hüküm doğuracak şekilde red kararı verilmek suretiyle 3402 sayılı Yasa’nın 28 ve 36.maddelerinin yanlış uygulanması, karar gerekçesinde 28.madde yer almasına rağmen hükmün 36.maddeye göre kurulması, ayrıca davanın reddine karar verilmekle yetinilerek taşınmaz hakkında sicil oluşturulmamasının isabetsiz bulunduğuna” değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Yasa’nın 36.maddesince reddine, çekişme konusu 114 ada 153 ve 154 sayılı parsellerin tespit gibi davalılar adına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen kesin süre içinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında öncelikle 28.madde koşulların değerlendirilmesi, davacı tarafça yöntemince dava sebep ve delilleri bildirilmediği takdirde dosya keşfe hazır hale getirtildikten sonra gerektiğinde 3402 sayılı Yasa’nın 36.maddesi gereğince tebligat yapılması hususunun düşünülmesi gereğine değinildiği halde, Mahkemece bu yönde yapılan tebligatlar ve verilen kesin süreler usulüne uygun bulunmamaktadır. Davacı vekiline, 3402 sayılı Yasa’nın 28.maddesi uyarınca dava sebeplerini ve delillerini bildirmesi için tebligat çıkarılmış, daha sonraki celselerde vekilin mazeretlerinin kabulüne karar verilmiştir. Sonraki celselerde ise davacı vekilinin davadan çekilmesi üzerine davacı asil yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28.maddesi uyarınca işlem yapılmaksızın keşif günü belirlendiği, keşif masraflarını keşif gününe kadar yatırmak üzere kesin süre verilerek 3402 sayılı Yasa’nın 36.maddesine göre çıkartılan tebliğatın davacı ile aynı çatı altında oturmayan ve aralarında husumet bulunan yeğeni ….’a tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bunun yanında keşif giderlerini ve tebligat giderlerini keşif gününe kadar yatırmak üzere verilen kesin süre de keşif gideri yatırılsa dahi tebligatların çıkartılıp dönmesine yeterli olmadığından makul süre olarak kabul edilemez. Bu durumda yerel bilirkişiler ve tanıklar hazır olmayacağı için yapılamayacağı önceden belli olan keşif için davacı tarafa külfet yüklenmesi doğru olmadığı gibi, bozma ilamı gereğince öncelikle 3402 sayılı Yasa’nın 28. maddesi gereği yerine getirilmeden davacıya 36.madde gereğince kesin mehil verilmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca; öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28.maddesi gereğince davacıya dava sebep ve delillerini bildirmesi için usulüne uygun tebligat yapılmalı, ondan sonra dosya keşfe hazır hale getirilmeli, gerektiğinde 36.madde uyarınca kesin mehil verilerek usulüne uygun tebligat yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.