Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4459 E. 2010/18021 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4459
KARAR NO : 2010/18021
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat … geldi davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davalı ile 03.06.2008 tarihli para borcu karşılığı ipotek sözleşmesi imzaladıklarını, davalının bu sözleşmeye göre 1.250.000-TL borç para vereceğini, karşılığında ise kendilerine ait 1108 ada, 26 parsel ve 443 ada, 3 parsel sayılı taşınmazlara davalı lehine ipotek tesis edileceğini, sigorta bedeli ödendiği halde davalının edimini yerine getirmediğini, çekilen ihtarnameden de sonuç alınamadığını ve sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini ileri sürerek, sözleşmenin 5. maddesinde kararlaştırılan 125.000-TL cezai şartın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, sigorta bedelinin yatırılmadığını, sözleşmede belirtilen borcun Azerbaycan uyruklu bir şahıs tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu kişi ödeme yapmayınca kendisinin de ödeyemediğini, daha sonra davacıların bu kişi ile anlaştıklarını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede borcun ne kadar süre içinde davacılara ödeneceği konusunda açık bir ifadenin yer almadığı, borcun teminatı olan taşınmazlardan birisinin sözleşme tarihinden 6 ay sonra 3. bir şahsa satılmış bulunması karşısında bu satıştan sonra sözleşmenin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığı, borçlu açısından herhangi bir süre öngörülmediğinden akdin haklı feshinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 03.06.2008 tarihli “Para borcu karşılığı ipotek sözleşmesi” gereğince davalının ediminin yerine getirilmemesi 2010/4459-18021
nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davalı, sözleşmede belirtilen borcun Azerbaycan uyruklu bir şahıs tarafından ödeneceğini, bu kişi ödeme yapmayınca kendisinin de ödeyemediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, sözleşmede borcun ne kadar süre içinde davacılara ödeneceği konusunda açık bir ifadenin yer almadığı, borcun teminatı olan taşınmazlardan birisinin sözleşme tarihinden 6 ay sonra 3. bir şahsa satılmış bulunması karşısında bu satıştan sonra sözleşmenin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığı, borçlu açısından herhangi bir süre öngörülmediğinden akdin haklı feshinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacılar davalıya gönderdikleri … 3. Noterliği’nin 30.07.2008 gün, 24021 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 7 gün içinde sözleşmeye konu paranın davacı …’in hesabına yatırılmasını istemişler, aksi halde sözleşmenin feshedilmiş olacağını, cezai şart ve sigorta bedelinin tahsili için yasal yollara başvuracaklarını bildirmişlerdir. Söz konusu ihtarname, davalıya 01.08.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. O halde, davalı, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 gün sonra, 08.08.2008 tarihinde temerrüde düşmüş ve bu tarihte sözleşme davacılar tarafından feshedilmiştir. Sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen sebeplerin varlığı davalı tarafından iddia ve ispat edilemediğine göre, davacıların sözleşmeyi feshi haklı nedene dayanmaktadır. İpotek edilecek 1108 ada 26 parsel nolu taşınmazın 3.şahsa satılması da sözleşmenin haklı feshinden sonra olup, bu satış nedeniyle sözleşmenin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığından bahsedilemez. Öyle olunca, sözleşmenin davacılar tarafından haklı feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin 5. maddesine göre davalı aleyhine cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.