YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26611
KARAR NO : 2013/20154
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının maaşını beğenmeyerek işten ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanun’unda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, feshin kesinleştiği tarih itibariyle ücretin tespiti yukarıdaki ilkeler ışığında emsal ücret araştırması yapılarak belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma alacağının hesaplanması hususunda taraflar arasında uyuşmazlı bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde 08:00-17:45 saatleri arasında çalıştığını iddia etmiş, davalı işyerinde çalışmayan davacı tanığı işyerinde 08:00 -18:00 saatleri arasında çalışıldığını beyan etmiş, davalı tanıkları ise 08:30- 17:30 saatleri arasında çalışıldığını bildirmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının haftanın 6 günü 08:00-18:00 saatleri arasında çalışıldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacının talebi de aşılarak çalışma saatlerinin 08:00 -18:00 olarak belirlenmesi ve davalı işveren işyerinde çalışmayan davacı tanık beyanının esas alınması hatalıdır. Dosyadaki delil durumuna ve yapılan işin niteliğinde göre davacının çalışma saatlerinin 08:30-18:30 olarak kabul edilmesi dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı işçinin iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflıdır.
Somut olayda; davacı işçi, kendisine koruyucu giysi verilmeden soğuk havalarda çalıştırıldığını, ücretin kanuna uygun olarak hesaplanıp ödenmediğini, herkese zam yapılırken kendisine zam yapılmadığını, 22.10.2010 tarihinde de haklarını isteyince işverence işten çıkartıldığını iddia etmiş; davalı işveren ise, davacının ücretinin az olduğunu ve artık çalışamayacağını söyleyerek giriş kartını da güvenliğe teslim edip işi bırakıp gittiğini savunmuştur. Mahkemece; iş sözleşmesinin tazminata hak kazanmayacak şekilde sona erdiği hususunda işverenin ispat külfetini yerine getirmediği kanaati ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı, işverence tüm işçilere zam yapılırken kendisine yapılmadığını ve ücretinin kanuna uygun hesaplanıp ödenmediğini iddia ettiğine göre mahkemece; Bölge Çalışma Müdürlüğünün Teftiş Raporu celp edilmeli, uzman bilirkişilere işyerinde inceleme yetkisi de verilerek emsal işçilere zam yapılıp da davacıya yapılmama gibi bir durumun söz konusu olup olmadığı, davalının eşit işlem borcuna aykırı davranıp davranmadığı, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Eşit işlem borcuna aykırılık veya ödenmeyen ücretin varlığının tespiti halinde ise işçinin haklı nedenle feshi olarak nitelendirme yapılarak kıdem tazminatı talebinin kabulüne, fakat haklı nedenle de olsa iş sözleşmesini kendisi fesheden işçi ihbar tazminatına hak kazanamayacağından ihbar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmelidir. Fesih hususu yeterince aydınlatılmadan yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.