Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/5200 E. 2021/14218 K. 15.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5200
KARAR NO : 2021/14218
KARAR TARİHİ : 15.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı … davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi….Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı … davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, … tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
%80 işveren, %20 işçi kusurlu kabul edilerek,
“ Davacının davasının kabulüne, 96.363,20-TL’nin …. onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“… 19. İş Mahkemesi’nin … tarihli, … Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı Kurum vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı Kurum vekili; kazada vefat eden sigortalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, tüm kusurun işverende olduğu, Davalı vekili; olay her ne kadar işyerinde meydana gelmiş ve iş kazası olarak kabul edilmişse de sigortalının kalp krizi geçirerek vefat etmesinde yaptığı iş ve işveren ile illiyet bağı bulunmadığı, işverenin kusursuz olduğu, işyerinin kasıt ve ihmalinin bulunmadığı, ATK raporunda da işyerindeki faktörlerin ölüme etkili olduğuna dair bir bulgu edilemediğinin bildirildiği, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava; 14.08.2013 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ve yapılan tedavi yardımlarının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 21. maddesidir.
Rücu davaları kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, müteveffa sigortalının davalı işyerinde transmikser operatörü olarak çalışmakta iken, kalp damar rahatsızlığına bağlı olarak vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun olayı iş kazası olarak kabul ettiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda, meydana gelen olayda %80 oranında davalı işveren, %20 oranında ise müteveffa sigortalının kusuru olduğu tespit edilmekle beraber, ölenin yaşam ve beslenme şeklinin de kazanın meydana gelmesinde ağır bastığı, kusur gerekçelerinde ağır iş olarak kabul edilen mikser yıkama işinin de ağır ve tehlikeli işler sınıfına girmediği, bu nedenlerle kusur oran ve gerekçelerinin oluşa uygun olmadığı, bünyesel faktörlerin kalp krizi sonucu ölüm olayının gerçekleşmesindeki etkisinin tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
İşverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5.maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar)
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda 19. maddesinde çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait tüm tıbbi belge ve raporlarının dosyaya celp edilmesi, davacının beslenme ve yaşam şekli, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği ile olay günü sigortalının ne kadar süre çalıştırıldığı ve ölüm olayının ne şekilde meydana geldiği gözetilerek, aralarında bir kardiyologun da bulunduğu, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, meydana gelen iş kazası olayında sigortalı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, iş kazasının meydana gelişinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden ve yaşam alışkanlıklarından kaynaklanan nedenlerin zararlı sonucun meydana gelişinde ne kadar etkili olduğunu da kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik değerlendirmeler içeren kusur bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 15.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.