Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/7538 E. 2022/1646 K. 01.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7538
KARAR NO : 2022/1646
KARAR TARİHİ : 01.03.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – BEDEL – TENKİS

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, bedel, tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 01/03/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakanı …’nun 462 ada 10 ve 447 ada 12 parsel sayılı taşınmazlarını kayınbiraderi olan dava dışı …’na, …’in de yeğeni olan, mirasbırakanın kızı davalı …’ye devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğunu ve dava konusu 1, 2 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedellerinin davalıdan tahsiline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakan babasının ihtiyaç nedeniyle taşınmazlarını sattığını, kendisinin de dava dışı dayısından bedeli karşılığında satın aldığını, mirasbırakanın taşınmazlarının tamamını satmadığını, bina yapılan dava konusu arsayı dava dışı Belediyeden satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02/05/2019 tarihli ve 2017/489 E. 2019/385 K. sayılı kararıyla; temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli ve 2019/1195 E. 2020/809 K. sayılı kararıyla; eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceği, dava konusu taşınmazların keşfen saptanan değeri üzerinden eksik harcın tamamlanmasının istenilmesi, bu eksikliğin tamamlanmaması halinde HMK’nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, harcın tamamlanması halinde ise yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25/02/2021 tarihli ve 2020/427 E. 2021/146 K. sayılı kararıyla; davalı ile dava dışı 3. kişi …’nun akraba oldukları, taşınmazların mirasbırakan tarafından 3. kişi …’na ve …’nun davalıya devir tarihlerinin 6 ay gibi kısa bir süre sürdüğü, mirasbırakanın söz konusu devirleri makul kılabilecek bir maddi sıkıntısının ispat edilemediği, muris muvazaasının varlığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
5. İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların bedeli karşılığında satın alındığını, davalının alım gücü bulunduğunu, mirasbırakanın söz konusu satış sözleşmesini yapması için yeterli ve makul bir nedeni bulunduğunu, ihtiyaç nedeniyle sattığı taşınmazını yabancı biri yerine akrabası olan …’na satmak istemesi ve bu satımdan 6 ay sonra kızının bu arsayı dayısından satın almasında hayatın olağan akışına aykırı bir durum bulunmadığını, satış işleminden sonra diğer mirasçıların itirazları olmayıp, satışın üzerinden 37 yıl geçtikten sonra dava açmalarının davacı tarafın iyi niyetli olmadığını ve kar amacı güdüldüğünü gösterdiğini, geçen 37 yıl içerisinde dava konusu taşınmaz üzerinde konut yapıldığını ve taşınmazın değerinin artmasına neden olunduğunu, iddianın ispatlanamadığını, davanın ispatı için sadece tanık beyanına başvurulmuşsa da davanın aydınlatılması için bu beyanların yetersiz olduğunu, tanık beyanlarının somut ve çelişkiye yer vermeyecek düzeyde olmadıkça hükme esas teşkil etmeyeceğini, dosyada maddi hata (hukuki yanılma) söz konusu olduğunu, mirasbırakanın temlik ettiği taşınmazın imar öncesi 27 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, imar uygulaması ile dava konusu 447 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir kısım payının davalı adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki kalan payı ise davalının dava dışı Belediyeden satın aldığını ve tevhit yapıldığını, bu durum gözetilmeden davacının dava konusu taşınmazın tamamında payı varmış gibi hatalı hüküm kurulduğunu, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, hukuki dayanaktan ve delilden yoksun olduğunu bildirerek ve önceki beyanları tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14/07/2021 tarihli ve 2021/906 E. 2021/1109 K. sayılı kararıyla; temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunda belirtilmiş olan hususların hiçbirinin dikkate alınmadığını, kararda soyut ve mesnetsiz gerekçelere yer verildiğini, yargılamanın ilk başından beri belirtilen ve maddi hata olarak sunulan hususun dikkate alınmadığını bildirerek ve önceki beyanları tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili, olmazsa tenkis istemlerine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’nin çekişme konusu 220 ada 20 parsel sayılı taşınmazını 09/08/1979 tarihinde dava dışı …’na, …’in ise 08/02/1980 tarihinde mirasbırakanın kızı olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği, 20 parsel sayılı taşınmazın 05/01/1983 tarihindeki imar işlemi ile 462 ada 9 ve 10; 447 ada 12 parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği, ifraz neticesinde oluşan dava konusu 462 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tamamının, dava konusu 447 ada 12 parsel sayılı taşınmazın ise 210/564 payının davalı … adına tescil edildiği, 12 parsel sayılı taşınmazdaki kalan 354/564 payın dava dışı Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, bilahare Hazinenin anılan 354/564 payını 30/12/1986 tarihinde dava dışı Çerkezköy Belediyesine, Çerkezköy Belediyesinin de 19/09/1994 tarihinde davalı …’ye satış suretiyle devrettiği, taşınmazda 07/01/2016 tarihinde kat irtifakı tesis edildiği ve dava konusu 1, 2 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin davalı … adına tescil edildiği; öte yandan 1913 doğumlu mirasbırakan …’nun 18/11/1984 tarihinde ölümü ile mirasçıları olarak, Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/426 E. 2017/409 K. Sayılı veraset ilamına göre, mirasbırakanın torunu olan davacı … ile mirasbırakanın kızı olan davalı …, dava dışı …’nın kaldıkları, bu veraset ilamında davacının miras payının 255/768 olduğu, Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/524 E. 2018/651 K. sayılı veraset ilamına göre ise, davacı … ile davalı …, dava dışı…’ın mirasçı olarak kaldıkları, anılan veraset ilamında ise davacının miras payının 51/128 olarak gösterildiği, Mahkemece kurulan hükümde bu veraset ilamındaki paya göre tapu iptal-tescile karar verildiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın (IV./3.) no.lu bendinde yer verilen İlk Derece Mahkemesi kararının; kararın (IV./6.) nolu bendinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçelere göre davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin işin esasına ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
3.3.3. Ancak; öncelikle mirasbırakan …’nun mirasçılarının tespitine ilişkin olarak hasımlı veraset ilamının alınması ve bu suretle mirasçılarının ve yasal miras paylarının belirlenmesi, dava konusu 447 ada 12 parsel sayılı taşınmazın evveliyatındaki 220 ada 20 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, açıklandığı üzere 12 parsel sayılı taşınmazda, davalının, imar ve ifrazdan önce mirasbırakandan temlik aldığı taşınmazdan gelen pay dışında, dava dışı Belediyeden devraldığı 354/564 pay da bulunduğu anlaşılmakla, bu payın iptal-tescil dışı bırakılması gerekirken, 12 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakandan devredilmiş gibi değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. SONUÇ:
1.Kararın (V/3.3.2.) nolu bendinde açıklanan nedenlerle; davalının yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Kararın (V/3.3.3.) nolu bentlerinde açıklanan nedenlerle; davalının değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.