Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7699 E. 2012/2455 K. 27.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7699
KARAR NO : 2012/2455
KARAR TARİHİ : 27.02.2012

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … 1.Asliye Hukuk İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi davacı vekilincede duruşmalı talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2 maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre,tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava;10.9.2001 tarihinde uğradığı iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece;davanın kısmen kabulüne 11.775,35TL maddi 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden;birbirini teyit eden 29.7.2008 ve 29.6.2009 tarihli iş güvenliği uzmanlarınca düzenlenen raporlarda davalı işverenin zararlandırıcı olayda %70 oranında kazalı sigortalının isi %30 oranında kusurlarının bulunduğu,SGK Başkanlığı Maluliyet Daire Başkanlığının 9.8.2004 tarihli raporunda sigortalının %70 oranında sürekli işgöremezlik durumunun olup kontrolünün gerektiğinin belirtilirken aynı yerce düzenlenen 13.6.2007 tarihli raporda davacının %24,20 oranında sürekli işgöremezlik durumunun olup kontrolünün gerekmediğinin açıklandığı,davacının asgari üçret üzerinden düzenlenmiş imzalı üçret bordrolarının olduğu,bordro tanığı …’ün alınan beyanında günlük 13.00TL ye çalıştıklarını belirttiği,ticaret odası tarafından verilen cevapta kaza tarihinde kalıpçı ustalarının günlük 20,00TL aldıklarının açıklandığı,hesap raporunda davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle karşılanmamış maddi zararının asgari ücretle çalışması durumunda 11.777,35TL,günlük 13,00TL ücret ile çalışması durumunda ise 43.407,74TL olduğunun belirtildiği,hesaplama sırasında SGK Başkanlığı Maluliyet Daire Başkanlığınca düzenlenen ikinci rapor tarihi olan 13.6.2007 tarihine kadar davacının %70 oranında sürekli iş göremez durumda olduğu, 13.6.2007 tarihinden sonra ise %24,20 oranında sürekli iş göremez durumda olduğu gözetilerek hesap yapıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık,hükmolunan manevi tazminatın miktarında ayrıca maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Maddi tazminatın saptanmasında zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye
değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.Zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Ayrıca
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Açıklanan bu ilkeler kapsamında davacı temyizi yönünden;somut olayda inşaatlarda kalıpçı ustası olarak çalıştığı anlaşılan davacının gerçek ücretinin asgari ücretten fazla olduğunun kabul edilmesi gerekirken, karar aşamasında, hatalı değerlendirme ile davacının ücret bordrosundaki geliri dikkate alınarak asgari ücretten yapılan hesaplamaya itibar edilmesi yanlıştır.Bunun yanında yukarıdaki açıklamalar kapsamında davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarı da “çok azdır”.Davalı temyizi yönünden ise SGK Başkanlığı Maluliyet Daire Başkanlığının 9.8.2004 tarihli raporunda sigortalının %70 oranında sürekli işgöremezlik durumunun olup “kontrolünün de gerektiğinin” belirtilmesine göre bu maluliyet oranının kesinleşmiş maluliyet gibi kabul edilip hesaplamanın 13.6.2007 tarihine kadar davacının %70 oranındaki sürekli işgöremezlik durumunda olduğunun kabulü ile karar verilmesi yanlış olmuştur
Yapılması gereken iş; maddi tazminat davası bakımından davacının kalıpçı ustası olduğu gözönünde tutularak gerçek ücretinin meslek odasından da sorulmak suretiyle araştırmak, gerçek ücreti günlük 13.00 TL’den fazla olduğunun anlaşılması halinde davacı dava dilekçesinde günlük 13.00 TL ile çalıştığını ikrar etmesi karşısında bu miktarla kendini bağladığından, bu miktarı geçmemek üzere ücreti belirlemek ve iş kazası neticesinde %24,20 oranında sürekli işgöremez duruma düştüğünün kabulüne göre yeniden maddi zarar hesaplaması yaptırmak ve Kurum tarafından bildirilen hüküm tarihine en yakın peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirerek sonucuna göre karar vermek,manevi tazminat davası bakımından ise yukarıda açıklanan ilkeler dahilinde davacı yararına yeniden daha uygun bir miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 27/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.