YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8631
KARAR NO : 2010/6659
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR : 1-SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Vek. Av. Semih Topluk
Davacı, davalı işveren nezdinde 20.7.2004 tarihinden itibaren 15 ay çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle 07.03.2005-30.04.2005 tarihleri arasında davacının çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarından Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesine ve anılan sürelerin tesbitinde davacının hukuki yararı bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 20.07.2004-20.11.2005 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Doğum tarihi 26.02.1985 olan davacı için, davalı işveren tarafından 01.03.2005 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği, 07.03.2005-30.04.2005 tarihleri arasında davalı otel işyerinden çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarından Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirildiği, davacının 06.05.2005-20.11.2005 tarihleri arasında Çırak/Stajyer öğrenci statüsünde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yer aldığı, anılan dönemde ücret bordrolarının brüt 350,00.-TL aylık ücrete göre düzenlenip, sigorta prim kesinti ve tahakkuku yapılmadığı ve ücret bordrolarının imzalı olduğu, 2004/7.-2005/10. aylar aylık prim ve hizmet belgelerinin getirtildiği, davacının Erzurum Ticaret Meslek Lisesi’nden 13.06.2003 tarihinde mezun olduğuna ilişkin diploma suretinin dosya içerisinde bulunduğu, davalı şirket yetkilisi ile Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü arasında 21.03.2005 tarihinde mesleki eğitim işbirliği protokolü imzalandığı, söz konusu protokolün 21.03.2005-21.03.2008 tarihleri arası geçerli olup, bu protokolde, mesleki eğitime 4072 sayılı Yasa Hükümlerine göre 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaş altı ve üstü eğitime tabi olabilecek gruptaki öğrencilerin alınacağının, teorik ve pratik eğitimin davalı şirketin tesislerinde yapılacağının öngörüldüğü, Alanya Kaymakamlığı Meziyet Köseoğlu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün 15.02.2008 günlü yazısında, 06.05.2005 tarihinde servis meslek dalında, davacının Doğan Otelcilik Turizm Tic. A.Ş. Eğitim birimine kaydının yapıldığının ve 06.05.2006 tarihine kadar çıraklarla ilgili kısa vadeli primlerin kendilerince yatırıldığının belirtildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 28.02.2007 tarihli raporunda, 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca sigortalı işçi olarak çalıştırılan davacının taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşme olmadan 3308 sayılı Meslek Eğitimi Kanunu hükümleri uyarınca “çırak” olarak tasnif edilmiş ise de, davacının ve şikayetçi diğer işçinin, çırak olarak değerlendirilemeyeceği, zira her ikisinin işçi niteliğindeki çalışmalarını devam ettirdiklerinin
–/–
–2–
belirtildiği, 24.07.2004 – 31.07.2004, 09.08.2004- 17.08.2004 , 23.08.2004- 30.08.2004, 30.08.2004- 06.09.2004, 11.04.2005- 18.11.2005 tarihleri arasını kapsayan restaurant haftalık çalışma programlarında davacının isminin bulunduğu ve bu programlarda restaurant şefi ile F/B müdürünün imzasının mevcut olduğu ve bordro tanıklarının dinlendiği, dosya içerisinde davacının askerlik hizmeti ile ilgili bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür.
506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin II/B bendine göre, “özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları…” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na göre, çıraklar teorik ve pratik eğitime tabi tutulurlar. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de, çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Somut olayda birinci uyuşmazlık, 06.05.2005-20.11.2005 tarihleri arasında, davacının çıraklık sözleşmesine göre mi, yoksa davacının ileri sürdüğü gibi hizmet aktine göre mi çalıştığı noktasında toplanmaktadır. İş müfettişince, davacının işçi olarak çalıştığı belirlenmiş bulunduğundan ve müfettiş raporlarının aksi aynı değerde delillerle ispatlanması gerekeceğinden, aradaki hukuksal ilişkiyi belirleme yönünden mesleği öğretme ile emekten yararlanma unsurları karşılaştırıldığında ağır basan unsurun emekten yararlanma olduğu kayıtlara geçmiş tanık anlatımlarıyla da ortaya konulduğundan ve davacıya ödenen ücretin miktarının etkili olamayacağı dikkate alındığında 06.05.2005-20.11.2005 tarihleri arasında davacının hizmet akdi ile çalıştığının kabulü gerekecektir.
Somut olaydaki ikinci uyuşmazlık ise, davacının 20.07.2004-05.05.2005 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışıp çalışmadığına ilişkindir. Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve özellikle haftalık çalışma programları ile davacının uzun vadeli sigorta kollarından Kuruma bildirilen süreler dışında da 20.07.2004-05.05.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığı sabittir.
Yapılacak iş, davacının askerlik hizmetini yapıp yapmadığının, yaptı ise, hangi tarihler arasında yaptığının ilgili askerlik şubesinden sorularak, askerlik süresi ile çakışmaması halinde davacının uzun vadeli sigorta kollarından Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen sürelerin dışında 20.07.2004-20.11.2005 tarihleri arasında da davalılardan işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.